babamın on birinci ve en son çocuğuyum. her bir evladı için siyah kaplı bir okul defteri almış ve bu defterlere, her bir çocuğunun doğumundan itibaren hastalıklarını, okula başlamalarını ve onlarla yaşadığı gülünç olayları kaydetmiş. evlenen her çocuğuna kendi defterini verir ve, \"artık sen kendi çocukların için defter tut\" derdi.
benim siyah kaplı defterimin üstüne \"11 doğan cüceloğlu\" yazılmış. defterimin ancak 10 sayfası dolu. en küçük olmanın kaderi bu olsa gerek. doğum tarihim yazılmış ve aylar sonra şunlar yazılmış:
\" yürür gezer, gendi gendine oynar. kimseye yük olmaz. ben hatırasını yazarken defteri okşar. donuna işemiş. ayakkabısının teki ile donu yok. \'hani bülük?\' derim;\'eh eh\' diye gösterir. hiç darılmaya gelmez. kötülükten almaz,eyiliği sever. \'anne ,anne,\' deyişi pek sevimli. ben hatırasını yazarken bana üzüm veriyor. uğurlu evlat.\" (imza)
her namazından sonra ettiği duada, vatanın selametini ve türk ordusunun muzaffer çıkmasını, evlatlarının hayrını dilediği kadar dilerdi.
zorba filmini gördüğüm zaman,babamı daha iyi anladım.
akdeniz insanı.
keşfedilmemiş şair
keşfedilmemiş müzisyen.
dünyaya merhabayı hiç bırakmayan ve yaşlanmayan iç çocuk; gönül adamı.
mustafa sami cüceloğlu
sevgili babam
babalık zormuş, babam.
hele senin zamanında, kıtlık ve savaş içinde.
ben üç çocuğumdan hiçbirine günlük tutmadım.gönlüm ve aklım ermedi;kıt kaldım.
şimdi anladım senin zenginliğini.
ruhun şad olsun, sevgili babam. **