70lerin suç filmleri kendilerine has varoşluk duygusuna sahiptir. tercih edilen mekanlar ve karakterler de bu duyguyu perçinlerler. ama belki de en önemlisi bu filmlerin ağır bir umutsuzluk duygusu ile yüklü olmalarıdır. karakterler, tercihleri ve bu tercihlerin sonuçları tarafından kuşatılırlar, hataları onlara nefes alacak bir alan bırakmaz. filmler, suç dünyasını bir hayal ürünü ya da fantezi olarak kabul ederek bir retorik geliştirmektense toplumsal gerçekçilik akımıyla göbekten bağlı olmayı tercih ederler. bu tercihlerde dönemin siyasi ve politik devinimleri önemli bir paya sahip olmuştur. kapitalist ve komunist güçlerle yönetilen ülkeler arasındaki soğuk savaşların gölgesi özellikle suç filmlerinde daha iyi gözlemlenir. buna rağmen 70li yıllar bir arayış, değişim ve dönüşüm süreci olmuş ve bu değişimden doğan belirsizlik de suç filmlerindeki umutsuzluğun faili olmuştur.