+18
Bu aslında öylesine bir uyarı. Gerçekten kaldırabileceğini düşünüyorsanız okuyunuz.
iki farklı insanım. Bunu anladım.
Kimi zaman Bir saniyem bir saniyemi tutmayabiliyor. Çok kızgınım, 3 saniye sonra geçiyor. Çok mutluyum, aklıma düşen tek soru ile ışıkları kapatıp düşünürken buluyorum kendimi. Bu kimi durumlar için zararsız. Ama bazı durumlarda sorun teşkil ediyor.
Bakın,
Ben hayvan sever bir insanım. Güvercini elime alamam, belki kanadı kırılır, canı yanar diye. Tavşanları kulaklarından hiç kaldıramadım. Her zaman böyle oldu. insanlar için de böyle oldu. Ola ki sokakta yaşlı birini dilenirken göreyim, o günüm mahvoldu benim. Dayanamam içim titrer.
Büfeden aldığım sandviçimi paylaşırım.
"Al teyzem afiyet olsun."
"Allah razı olsun evladım."
Tamam bana zarar gelmez artık. Teyzemi de mutlu ettim. Benden iyisi yok.
Ama bu düşünceler yerini başka şeylere bırakıyor.
"Teyzeme bak ya. Ne şirin. Yazık kimsesi yok mu acaba? Torunu çocuğu var mıdır? Bakmıyorlar mı acaba?
Şerefsizler. Bunlara ekmek su vermeyeceksin arkadaş.
Lan.
Dilendiriyor olmasınlar teyzemi. Para için bu kadar mı düştünüz lan it herifler?"
Ve bitti. Benim için o noktadan sonra doğru bu. Başka seçenekler gerçekliğini kaybetti. O noktadan itibaren ben artık sinirinden kuduran biriyim. Ve kontrolümü kaybettim. o an bana yaklaşan sevgilim de, konuşmaya çalışan arkadaşım da bundan nasibini alıyor. Kendimi tutamıyorum.
Hayatımda iki kez kavga ettim. Bir tanesi gayet basitti. Diğeri ise farklı. Lise yıllarımda, son senemde bir sabah erken gittim okula. Dostum dediğim insan kapıda, keyifsiz.
C: Neyin var S?
S'nin bir kız arkadaşı vardı. Lisedeki kız arkadaş şablonunda bir kız arkadaş değil. Yıllar geçti. Hala birlikteler. Ve biz, bu günleri o günlerden biliyoruz. O dönemler, S'nin kız arkadaşı M'yi rahatsız eden bir şebek var. Ben ise M için her şeyi yaparım. Arkadaşım mı hayır? Tanısam sever miyim? Belki hayır. Ama S için, ona kimse bir şey yapamaz. S bana bu müstakbel cesedi anlattı, yaptıklarını, olanları. Daha önce neden anlatmadığı için kızdıktan sonra, sordum.
C: Ne yapıyoruz?
S: Laftan anlamıyor.
C: Anlaşıldı. Adı ne?
S adını söyledi. Gittik öğle arasında. Yanında arkadaşları. Bizi görünce kalktı. Direk lafa girdim.
C: Olay nedir arkadaşım? Anlat bakalım.
x: Olay falan yok. Arkadaşın anlatsın. M'nin yanında olmamdan rahatsızlık duyan kendisi.
-
Sıfatından kürtlük akıyor, konuşmasından da, delleniyorum.
-
C: Sen niye yanındasın M'nin?
X: Arkadaşım o benim.
C: Kimi sikiyorsun lan sen? Yiyecek gibi mi duruyoruz lan bunları?
S bana bakıyor. Kavgacı insanlar değiliz. Değilim. Ama o eşik geçildi. Aklımda artık o M'ye zarar verecek bir tehlike. Bertaraf edilmesi gerekiyor.
Karşılıklı oturuyoruz. bEN ARtık ben değilim. Öfke patlıyor içimde. Koca yazıda aklınızda bir görüntü olsun diye bir örnek koyuyorum, ama bu basit kalır; http://www.youtube.com/watch?v=XuPRgjC7Syc#t=4256
Vuruyorum. Hissettiğim bir şey yok. Vücudum nasıl çalışıyor bilmiyorum. Nerede acı? Nerede ağrı? Hiçbiri yok.
S benimle değil. Arkadaşları da X ile değil. Çünkü ben, ben değilim. Gözüm dönmüş. "Benim tarafımdasın, ben yaklaşmaya korktum." dedi sonra S. Bu "ben uf nasıl kavga ediyorum, çok güçlüyüm" değil. Anlatmak istediğim şey başka bir şey. Beni hayatı boyunca öyle görmemiş S, ondan sonra görmedi de. O an başka birisi kavga ediyor. En sonunda ayırdılar bizi.
Bir kaç saniye sürdü. Ben tekrar kendimdeyim. S'ye baktım. Bana bakıyor. Herkes bana bakıyor. Ama ben, deminki insan değilim ki.
Döndüm, X'e baktım. Kıpırdamıyor. Gömleğim kan içinde. Ellerim o kadar acıyor ki. Kesip atsam daha az acır. Okulumuzda sol - sağ ayrılmış. Görüşdaş hocam geliyor. Şimdi düşünüyorum da, iyi ki o hocam gelmiş. Yoksa hayatım çok farklı olurdu. Aldı beni, çeke çeke götürdü. Tuvalete soktu.
"Naptın lan sen?"
"Hocam.. Hocam gerçekten bilmiyorum."
Benim şaşkınlığa şaşkın.
"Bekle burada."
Gitti. 30 saniye sonra görüşdaş müdür yardımcısı geldi. Şu, karşıt görüşten olan Felsefe ve Sosyoloji dersleri hocalarının dersine girmek istemediğimde bana izin veren, git hadi git diyen.
" Ne oldu oğlum anlat. "
Anlattım. Dinledi.
" Hocan burada seninle kalsın. Ben bakıyorum duruma." dedi ve gitti.
O günün devamında hocam aldı beni evime bıraktı. Normalde olaylar arasında hastahaneye götürülmesi gereken X, müdür yardımcısının arabasıyla götürüldü ki, sessiz sakin halledilsin. O insanlar benim sicilimi kurtardı. Ben okula bir hafta boyu gitmedim. Hocalarım beni idare etti. Türk Türk'ün kara gün dostudur sayın yazarlar.
O günden sonra bir daha kavga etmedim. Yıllardır dövüş sanatları ile uğraşıyorum. içimde bir şeyler birikmiyor artık. Belirli aralıklarla tekrar resetleniyorum bu sayede. Ama bu düşüncelerimi değiştirdi mi? Hayır. Sadece aksiyonlarımı değiştirdi.
Kendimi bazen ölümden zevk alırken buluyorum. Hayal dünyamda öldürürken buluyorum. Sadece insanlara ama. içimde bir sadist var ve ben katliam yapmak istiyorum değil bu. Ben köpeğime tasma geçirirken sıkmasın diye uğraşan insanım. Ama insanlar. Orada bir şeyler değişiyor.
Vicdansız değilim, hayır. ama bazen her şey kararıyor.
Beni incitmek mi istiyorsunuz? Kardeşimi kullanın. Ona bir zarar gelsin, ondan çok ben hissederim.
Ama ben kardeşimin fobilerinin üstüne gidip, saatlerce korkutup, "Abi yapma artık" diye ağladığı anlarda tebessüm ettiğimi hatırlıyorum. Neden? Bilmiyorum. -Güldüm tam bunları yazarken- Biliyorum, eğlenceliydi. Başlarda böyleydim. En azından bunu yönlendirmeyi öğrendim.
Artık sadece düşman bildiklerime böyleyim. Ülkemin düşmanlarına böyleyim. Sevdiğimin yanındakilere böyleyim. Arkadaşlarımı incitenlere böyleyim.
Bunlara mutlu oluyorum. Bunları ben yapmak istiyorum. Çünkü o zaman mutlu olacağım. Gerçekten içimde boş bir şey dolacak.
Sevgilim ve arkadaş grubuyla yemekteyken, odaklanamıyorum. Düşündüğüm şey, oradaki cinsdaşlarıma neler yapmak istediklerim.
Basit şeyler değil bunlar. Onlara yaptıklarımı düşünmekten konuşamıyorum. Evlat acısı içindeki annesinin ağlamaları ve hıçkırıkları beni mutlu eder mi? Eder değil mi? Evet eder. Sen benim sevdiğim kıza arkadaşınım diye dokundun mu? O zaman seni tanıyan herkes acı çekmek zorunda. Seni tanıdıkları için pişman olana dek hepsinin canını yakmak, beni mutlu eden şey bu olur. Anladınız mı? Kendi evladını elinden alıp, yine suçluyu evladı gibi hissettirmek. Bir insan böyle yok edilir. Hak ettiği budur.
içimde dışarı çıkmayı bekleyen ikinci bir parça var, ve ben onu sadece oyalıyorum. Oyalayabildiğim kadar, fırsatım olana kadar.