tin süresi 4 üncü ayet

entry15 galeri video2
    13.
  1. bu kafadaki arkadaşlara bilale anlatır gibi anlatacağım.

    ateistlerden başlarsak, bak kardeşim, senin kafandaki tanrı kavramı ve onun davranması gereken mantıksal kuram pozitivizme davranıyor. yani deney-gözlem yoluyla elde edilebilen, kullanılabilen, insanoğlunun anlayabileceği bir mantık ve varlık sistemi olan üstün güç. değil islamın, neredeyse hiçbir inancın tanrısı böyle değildir çünkü akılla, yani insandaki kısıtlı akılla algılanabilecek bir üstün güç inanılmayı, kani olmayı talep etmez. pozitivist fikirle inanılabilecek bir tanrıya inanmıyorsan zaten gerizekalısındır. islamın, geniş anlamda pozitivist fikirlerle açıklanamayacak olan dinlerin tanrıları o kadar üstündür ki "o fikirlerin tanrılarına göre" sen kıt akıllısındır, onları zaten anlayamaz ve kavrayamazsın ve dünyada ne olursa olsun sonuç olarak ona inanmak zorundasındır. bu sana göre doğrudur veya yanlıştır ama allah'ın talebi budur.
    özetle: allah: -benim varlığımı nah kavrarsın ama seve seve kabul edeceksin.

    mümin kardeşlerim de ateistlerin ve dinlerindeki tanrının olaya bakışını yanlış anlıyor. her şeyden önce, islamın tanrısı "bilinemez ve algılanamazdır" kendi içinde. şöyle ki, islamın tanrısına inanabilirsin ama onu bilemezsin. yani şu mevlananın, ne bileyim diğer sufi inançların fikirleri var ya, işte onlar islama aykırıdır, şirktir. peygamber hariç kimse, kısmi de olsa onun varlığını fark etmeyle mükafatlandırılmamıştır. islamın tanrısı olan allaha inanabilirsiniz, eyvallah ama onun varlığıyla ilgili "kuran hariç" zerre kanıt sunamazsınız çünkü allah bunu talep etmez. "benim varlığımla ilgili kanıt olmasa da bana inanmak zorundasınız" der allah. budur. bu kadardır.

    yani iki tarafın da olaya bakışları bambaşka ve birbirinden yanlış. allah'ın bilinmekle ilgili bir kaygısı yok ve hiç olmadı. zaten o kadar üstündür ki algılanamaz bile. ancak inanırsın ya da inanmazsın. kimse kimseye bir şey söylemez.
    0 ...