askere gideceklere tavsiyeler

entry334 galeri
    142.
  1. öncelikle bedelli askerlik yapma şansınız varsa, bu şansı sonuna kadar zorlayın. zannımca vereceğiniz her kuruşa değer. bu imkanınız yoksa, kapitalizme küfür etme hakkımızı saklı tutup devam edelim:

    bavul götürmeyin. ihtiyacınız olan her şey (maddi şeyler) birliğinize teslim olduğunuz anda size verilecektir. ben ellerim cebimde gitmiştim ve sadece terlik sıkıntısı yaşadım.

    etrafınızdaki hemen herkesin sebep olduğu ağır bir koşullanma içinde olduğunuz için (bu satırların yazarı tarafından da. belki) tavsiyem sakinliğinizi başarabildiğiniz ölçüde korumanız. ben etrafımda en çok bu psikolojiyi hissettim: kendisini bir anda insani olan bütün değerlere zıt olan bir ortamda bulan bireylerin şaşkınlığı, korkuları, daha evvel duyduğu her bilgi kırıntısına sarılıp çıkış yolu aramaları, çaresizliği. olabildiğince, yapabildiğinizce sakin olmaya çalışın. olmadığınız biri gibi davranmayın. (örneğin çakal olarak tabir edebileceğimiz tipte kişiler ya da yalakalar vs. hepsi korkudan. bunu yapmayın)

    komutanlarınıza asla ama asla güvenmeyin. çeşitli tipte komutanlar olsa da, bence en tehlikelisi 'asker dostu' görünen komutanlardır. (sizlere bu uyarımı destekleyen birçok anımı anlatabilirim ama, asker anılarımla canınızı sıkmayayım.) unutmayın, komutanlarınız bu işi para için yapıyorlar. (milliyetçilerin gazabı üzerimde olsun, en düşük rütbeli profesyonel asker bile türkiye şartlarında çok iyi kazanır. maaşları az olsa, bu işi yapmaya devam edecek çok azı kalırdı.) komutanlarınıza göre siz sadece bir işsiniz, bir sayısınız, hiçbir ayırt edici özelliği olmayan hayaletlersiniz, mesai saatlerini dolduran meşgalesiniz.

    kendisi için mücadele edemeyecek olan arkadaşlarınızın yanında olun. onun için mücadele edin.

    konfor hakkında düşünün. üzerinde hiç durmadığımız, farkında olmadığımız irili ufaklı çok sayıda konforun esirleri mi olduk acaba? çok mu yumuşadık? bu soru şu bakımdan önemli: orada en ufak bir konforunuz bile olmayacak.(bu olumsuz bir şey mi emin değilim)

    kavga etmeyin. yeryüzünün gelmiş geçmiş en haklı kişisi olun, yine de zarar görürsünüz.

    ben askerlik yaptığım dönemde hırsızlık olayına hiç rastlamadım. bu konuda sizi korkutanlara pek kulak asmayın. zira hemen her birlikte kart sistemi var.

    şafak saymamayı planlıyorsanız, (benim gibi) işiniz oldukça zor. çünkü en çok konuşulan konu budur. ve bırakın kendi kurilerinizi, başka devrelerden kişiler bile sizin şafağınızı size hatırlatır.

    yâriniz ve yüreğinizde onun hakkında şüphe varsa, ilişkinizi bitirip öyle gidin. şahit olduğum olaylardan sonra (kızın ayrılık kararı vermesi) diyebilirim ki, çok zor şey. dağ gibi adamların eridiğine tanık oldum. (keşke herkes bu konuda benim kadar şanslı olsa)

    bazıları en ufak bir olumsuzluğu bile sevenlerine telefonla rapor ederdi. onlardan olmayın. anlıyorum, dil isyana geliyor. tutulamıyor her zaman. ama sevdiklerinizi düşünün, onların çekeceği acıyı. kan tükürün, kızılcık şerbeti içtim deyin.

    toplum olarak beraber yaşama kültürümüz yok denecek kadar az. tabi bu durum komik olayların yaşanmasına sebep oluyor, tam tersi sinirlenmenize de. bu nedenle olabildiğince hoşgörülü olun.

    milliyetçi iseniz, davaya olan imanınızı devamlı diri tutacak yollar bulun. çok kez, benenmilliyetçiyimbendendahaçokvatanınımilletinisevenyokturgillerin vatana, millete, askerliğe, devlete küfürlerini duydum.

    bana göre askerlik kurumu sanal bir şey. tüm o askeri ilişkiler yumağı, selam vermeler, tüyleri diken diken eden (ama kolay unutulan) yemin töreni merasimi vs. hepsi birer ritüel. sistemin kendisini devam ettirmesini sağlayan psikolojik unsurlar. siz de böyle düşünüyorsanız, olabilecek en az yıpranma ile çıkın bu kurumdan. başka yol yok.

    daha çok şey söylenebilir aslında. son bir şey söyleyeyim: sigarasını paylaşmayan tiplerden olmayın. ayıptır oğlum.
    3 ...