hiç sevmediğim şeylerden biri oldu artık. Önceleri her yaz tatilinde okullar kapanır kapanmaz koşardık memlekete.
Akşamdan binilir arabalara sabahın ilk ışıklarında varılırdı o güzelim mis kokulu memlekete. havası, doğası çok güzel olması çok cazip yapardı köyü. büyükanneler, babalar karşılardı hoş geldiniz hoş geldiniz. farklı bir heyacandı, belki yaşımızın küçük olması ayrıntıları görmemize engel oluyordu. ama çok güzeldi;
bulundugumuz yer sadece aile ortamının oldugu yabancıların yaşamadıgı ender köylerden biri diyebilirim. sadece ailemizin soyundan gelen kişiler vardı. yabancı kişilik görmek imkansızdı nerdeyse. her gün aynı saatte ekmekçi gelirdi. kornasını çala çala ana yoldan patika yola inerdi. gelmesiyle koşardım ekmekçinin yanına. çok farklıydı ilk defa böyle bir şey görüyordum. bakkala gidip ekmek almak yoktu burada.
memleketim olan il yaz ayının en sıcak yeri olmasına rağmen, geceleri pencereler kapalı üstümüzde battaniyeyle yatardık. denize uzaklığı bakımından çok elverişli olması, istediğiniz an gidilip eğlenilmeside bir diğer avantajıydı. şehirden uzak, apartmanın içinde tıkılıp kalmaktan çok daha iyiydi.
ama gel gelelim yaşımız büyüdü, sevimliliğimizi üzerimizden attık. koskaca adam olduk. küçük torunlar artık büyüdü. artık okullar kapanmadan arayan dedeler, büyükanneler kalmadı. zamanla duygular değişti veya o duygular hep böyleydi.
şimdi mi nasıl, belki bayramdan bayrama ya da düğünden düğüne. eski tadı kalmadı, köye gidip görmek dahi istemiyor insan. bir bekleyenin olmadığı, sevildiğini hissetmeyince gidesi gelmiyor bile insanın.
bir de şeyden dolayı gitmiyorum; aramızda kalsın sözlük * var. yaz geldi daha da arttı; kaç kaç kaç...