anneanne

entry477 galeri
    303.
  1. insanın, kendisini annesinden bile daha çok seven kişidir.
    benim minnoşum öyleydi en azından.

    sıradan bir gündü. acısını saklamak en iyi yaptığı şeydi. o yüzden bana sıradan gelmişti.
    erkenden uyandı. bana o en sevdiğim sütlaçını yaptı. her yaptığı yemeğin içine, malzemesini ölçmeden koyardı. göz kararıydı. tam kıvamını tutturmak zor değildi onun için. en sevdiğim kaseye koydu.
    tarçını biraz yüksekten özenle serpti. kokusu burnuma geldi.
    -ne zaman soğuyacak anneannee- dedim.
    -yemekten sonra- dedi.

    sonra banyoya girdi. yeşil sabunun kokusu genzimi yaktı. hiç sevmezdim o kokuyu.
    beni de yıkadı. kaynar suyla. sonrada lifledi. sırtım acıdı, kıpkırmızı oldu.
    ağladım. sabunla kafama vurdu. ama şefkatle.
    sonra saçlarımı taradı, okşayarak ördü. beyaz kurdele bağladı. saçlarımı öptü.

    giyindi. başörtüsünü çenesinin altında özenle bağladı. kınalı dalgalı saçlarının perçemini dışarı çıkardı. saçlarının yarısı elinde kaldı. kimseye göstermeden saklayıp çöpe attı. havalardan mı nedendir, saçları çok dökülüyordu. kırmızı rujunu yanaklarına sürdü. özenle yaydı. o şekilde yüz ifadesi çok komikti. güldüm. o da güldü. haçtan getirdiği esanstan sürdü. bana da sürdü. çok çirkindi kokusu.
    tüm kokular birbirine karıştı.
    bir çanta hazırladı. temiz gecelik, ve iç çamaşırı koydu.
    dedemin resmine baktı, kokladı öptü. takım elbiseli dimdik duran dev gibi ve çok yakışıklı siyah beyaz bir adam resmi. onu da çantaya koydu.
    geceleri koynuna koyardı o resmi. bazen ağlardı. neden ağlar ki bir insan? kaynar suyla yıkanırken canı mı acıyordu ki onun da.

    sonra babam geldi. onu aldı. annemle bir yere gittiler.
    bir kaç gün gelmediler. halam bizde kaldı.
    ben sütlaç yedim. çizgi film izledim. onun dolabını karıştırdım.
    topuklu ayakkabılarını giydim. kocaman iç çamaşırlarıyla dalga geçtim. haçtan getirdiği sütyenlerini giydim. eğlendim. çok komikti. huni gibiydi.

    sonra babam yine geldi. beni devlet hastanesine götürdü.
    minnoşum çok çirkin bir yatakta yatıyordu.
    ayılır gibi oldu. annemden kırmızı ruj istedi. çünkü çok solgundu.
    ona annem sürdü. ben saçlarını okşadım. kına kokuyordu.

    günler sonra eve geri geldi. ben sütlaç bitti diye üzülüyordum.
    yine yaptı.
    sonra koltuğa oturdu. uzandı. kalkmadı. göz yaşı gözündeydi.
    sonra beni dayımlara gönderdiler. eve geri döndüğümde yere yatırmışlardı onu.
    üzerine çarşaf sermişlerdi. bir de bıçak vardı.
    sütlaçları kokladım, kınasını kokladım, yeşil sabunu kokladım. hacı esansını kokladım. bu sefer çok güzel geldi o esansın kokusu.

    minnoşum gitmiş. bir daha gelmeyecek dediler. babam ağlama dedi. ağladım. 20 sene oldu. gerçekten de gelmedi. kimse öyle sütlaç yapamadı. kimse saçımı örmedi. yeşil sabun kimse eve almadı. hacı esansı bitti. kokusu da gitti. kendi de.
    0 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2025 uludağ sözlük