biraz paris

entry2 galeri
    1.
  1. attila ilhan'ın bilgi yayınevi tarafından 1968 yılında yayınlanan altıncı şiir kitabı yasak sevişmek'te bulunan ilk bölüm. biraz paris de kendi içerisinde üç bölüme ayrılmaktadır. bunlar, biraz paris, yanlışlık baladı, iki sonbahar kaçakçısı izmir'de yakalandı (BiN MISRA KAÇAK SONBAHAR ELE GEÇiRiLDi) adlarını taşımaktadır.

    1°. place pigalle
    telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
    birdenbire geldi beklemiyordum
    hayli dargın sesi kalın ve titrek
    umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
    üstelik incittim de istemeyerek
    akşamdı Samanyolu patlamıştı
    bütün sacre coeur silme akordeon
    mulhouse’lu muydu neydi işte unuttum
    ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
    şakakları ter içinde gece saat on
    kibrit aranıyor göğüs geçirerek
    bütün sevgilerinde yanılmıştı
    bir omzuna almış sanki gökyüzünü
    dudakları masmavi alsace lorrain
    yüzü cermenlerin en eski hüznü
    hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
    ellerini şöyle okşayacak oldum
    duydum nabzının gök gürültüsünü
    adı yağmur mu güz akşamüstü mü
    uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
    dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
    gecesi kaydı mı nedense beni arar
    dilinde özürler bilerek bilmeyerek
    zenciler çaldı mı cazın hali başka
    çinlinin biri kendini siliyor
    oturduğu yerde içtikçe eksilerek
    barın camlarına orospular çiziliyor
    özlem büyük korku epeyce şaka
    telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
    birdenbire geldi beklemiyordum
    hanidir içimden bir başkası geçiyor
    gözlerim hanidir ondan uzakta
    hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum

    - 2°. place blanche
    bir çocuk kemancı akşama dağılan
    aseton kokulu erkek orospular
    incecik kaşlarını çalmış kadınlardan
    kirpikler takınmış karanlıkta uzar
    bir zenci ansızın kırılır yalnızlıktan
    dumanlı bir şişe sanki damar damar
    belki sakal bırakmayı geçirir aklından
    belki red star'da kaleci oynamayı
    geç oldu saat korkuları çaldı çoktan
    sokak ağızlarında Cezayirli itler
    cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
    gelmeyecek misin yoksa gelmeyecek misin
    suçlu suçlu çıkarak uykusuzluğundan
    günlerdir kötümsersin tasalar içindesin
    durup durup uzaklan dinlemektesin
    yoğun sesler aranıp çocukluğundan
    o gece verdiğin kitabı okudum
    içim bir çam ormanı rüzgâr dolaşıyor
    mösyö fernand gitmiş az önce sordum
    kızlar deli deli üstüme güldüler
    kızıl çizmeli berthe hep öyle çirkin
    küçük lili lejyonerle yaşıyor
    nasıl olduysa oldu plakta sesin
    sokak ağızlarında Cezayirli itler
    cyrano kahvesi'nde tastamam bekliyorum
    gelmeyecek misin yoksa gelmeyecek misin

    - 3°. place clichy
    büyük harflerle yazılır asfalta gözleri
    cıgarasını fren lambalarından yakar
    sarışın bir hergele sevmişti isveç'li
    sokaklarda resim yapardı geceleri
    kaşlarını alırdı dudaklarını boyar
    kaç ülkeden çıkarılmış serseri
    yalnızlıklarını eklediler uç uca
    otellerden bir otel sabaha karşı
    gare de l'est'de neonların dilsiz telaşı
    kız sevilmekten yorgun oğlan bulmaca
    marsilya'dan yazar bir arkadaşı
    haydutluğuna çağırır gündüz gece
    iki yalnızlık da başına kaldı
    jarry sokağı'nda marie-madeleine'in
    eskiden gülerdi parlak bir gülüşü vardı
    artık boş vagonlar gibi gözleri derin
    aşağılık bir yerinde içlenmelerin
    çoktan iflah etmeze çıktı adı

    yanlışlık balladı

    -1°. Josiane
    ben yanlışlıkla sevdim josiane'ı
    burgonya dükü'nün şatosunda
    mecnun'dum leyla'yı arıyordum
    anlayan olmadı bu yanlışlığı
    akıl sır ermez işlerin sonunda
    kral henri'nin şövalyesi oldum
    burgonya dükü'nün şatosunda
    josiane öfkenin uslandığı yer
    klavsenlerin tanrıya ulaştığı
    ermişler dua eder uykusunda
    güldü mü gözlerden sırrolur
    kara cizvitlerin fısıldaştığı
    burgonya dükü'nün şatosunda
    başında haçlılar'dan bir yağmur
    ellerinde süt beyaz karanfiller
    kanıma susamış burgonya beyleri
    niye josiane'ın fikrini çelmişim
    kışkırtmalar uzaktan gözdağı vermeler
    yoluma çıkmalar acquitaine korusu'nda
    josiane tutsak ne yer ne içer
    ve ben bir güzel çarmıha gerilmişim
    burgonya dükü'nün şatosunda

    - 2°. saksonya düşesleri
    porselen güzeli saksonya düşesleri
    kullanırsa kayzer'in göklerini kullanır
    ırmakları durdurur birazcık küsmeleri
    dişleri parlamasın ilkbahar ayaklanır
    şatonun göllerinde alımlı kuğular
    yaslı bir yalnızlık gibi durgundurlar
    porselen güzeli saksonya düşesleri
    serçenin kanadından bile gocunurlar
    peki bu filmde ben de oynuyor muydum
    neden şahlanıyor altımdaki at
    acaba rolüm neydi nasıl unuttum
    evet gün bu gün saat bu saat
    uç beyi değilim ama beç toprağında
    yaşlıca bir yolcu sirkeci garı'nda
    içinde eskimiş bütün hevesleri
    yoksulluk çizgileri dudaklarında
    porselen güzeli saksonya düşesleri
    bach'ı bırakamaz ıtrî'ye gelemezler
    yanlışlıklar geliştirir benimsemeleri
    onlara benzeyemem bana benzemezler
    bu tren götürse de aydınlıklarına
    karanlığım kalacak onların yanına
    orgların ormanında şenlik geceleri
    boya diye sürecekler gözkapaklarına

    - 3°. Margot
    bakmayın margot'nun taşıdığına
    bu gözler masmavi bavyera markizi'nin
    öfkesi sığmıyorsa kadınlığına
    onun değil Venedikli bir hergelenin
    erkekliği ne güzel kadınlığı çirkin
    piposu tam gelir orospu ağzına
    hele tekgözlüğünü arsen lüpen'in
    takınca varılmaz büsbütün yanına
    margot'nun fırçasından sevmek kadınları
    pirinçten dökülmüş sarışındırlar
    salındılar mı prenses çalımları
    heybetli göğüsleri nar gibi çatırdar
    kadınlıklarında bir fazlalık var
    ipek aydınlığında yüksek alınları
    parmak uçları aseton kokar
    kalçaları dağıtır kadife salonları
    margot'nun yanlışlığı kadınlığında
    aynalar aldanır onu kim aldatsın
    kendini sevmesi hoyrat çıplaklığında
    en yoğun noktası yanlışlığının
    erkeğim sandığı her anda kadın
    sırılsıklam erkek her kadın anında
    iki ucu cehennem yaşantısının
    iblis bıçağını biliyor ortasında

    - 4°. tombul magda
    nerede anarşist bir kibrit çakılsa
    dudakları orada tombul magda'nın
    saçları besbelli kirpiklerinden kısa
    gözleri en uzak gökyüzü polonya'nın
    prens kropotkin'i eğer okumasaymış
    varşova'da belki üç çocuk anasıymış
    gönüllü sürgünü paris'te başlamış
    paris'te bitecek polisler bırakırsa
    saçları besbelli kirpiklerinden kısa
    sesi şalyapin'in sesinden kalın
    magda'nın derinliği bakunin'e doğru
    bir kere kendini yanlış tanımlamış
    iç yaşantısı el bombalarıyla dolu
    dış yaşantısı bütün alkole kaymış
    erkekliği yüksek bir koca bulabilse
    zehirini akıtırdı ona hiç değilse
    gizlice diş biler içinden herkese
    yaşamaktan çok ölmeye yakın
    öldürmeye değil sakın aldanmayın
    aklınca aldatıyor böyle sağı solu
    0 ...