işsiz kalmanın korkusu iliklerine kadar işlemiş, hayattan tek beklentileri zaruri ihtiyaçları karşılayacak kadar belki biraz biriktirme ile lükse bile kaçabilecek eşyalar alma gücü yani para. Bu elbette böyle olacak. Buraya kadar ilginç bir şey yok. Asıl ilginç olan astronomik rakamlarla kar eden bir şirketin işçilerine sağlamakla yükümlü olduğu iş güvenliğini sağlayamamasıdır. işçilerin hakkını korumak için var olan sendikalar bile bir süre sonra tekele geçip onlarda işçilerden çok kendi cebini doldurmaya başlamış ve iktidar, sendika, patron üçlüsü gene aralarında tekel oluşturup karlarına kar katmışlardır. Olan gene işçiye olmuştur. işçinin itiraz etme gibi bir şansı yok. işçilerin tek umudu olan sendikalarda artık ele geçirilmeye başlandı. Üstelik son dönemlerde ülkeye alınan mülteciler işçi pazarını daha da aşağılara çekerek hayatı işçi sınıfı için çekilmez yaptılar. Mültecileri ülkeye almak elbette akıllı bir işti hem iktidar hem de iş verenler adına. iktidar için oy, iş veren için ucuz iş gücü demekti.
Bu olaylar yaşanırken yakından takip ettim. işçilerin acıları olmasına rağmen hala bir baskı, bir korkutma çabası vardı. Bu baskı ortadan kalkmamalıydı onlara göre. işçimizi tekmeleyen sözde yetkililer, ezilmişlik psikolojisi ve bunu sonuna kadar kabullenmiş yorgun bedenler...