çocukluğum epey zor şartlar altında geçti. kendimi bildim bile hep çalıştım, kimse demedi git eve para getir çalış diye. şükürler olsun ki ne kadar ihtiyaç olursa olsun 12 yaşındaki çocuktan para bekleyecek bir ailem olmadı hiç bir zaman. ama o yaşta bile olsam babamdan bile harçlık isteyemedim. çok severdim sabahları erkenden uyanıp fırına gidip çıtır çıtır simit almayı. 15 yıl geçmiş üstünden ne kadara aldıgımı hatırlamıyorum ama 3 milyon lira kazanıyordum sattığım simitlerle. küçük kardeşim mahallenin çocuklarının bisikletlerine bakmasın diye 42 milyon biriktirmem gerekiyordu. unutmamış saolsun kardeş ya bu kocaman adamda olsa hala küçük kardeşim o benim.
sabahları simit sattığım işyerlerinden birinin sahibi, gel benim yanımda çalış sana meslek öğreteyim dedi. ben ortaokula yeni başlayacağım daha, öğleden sonraları gel dedi sevinçden havalara uçtum bedava bile çalışırım o derece sevindim ama babam izin vermez ki simit sattığımı bile bilmiyor adam. onun boynunun büküleceğine ben ölürüm daha iyi. ustam, babamdan bile belki daha çok emeği olan adam babamı razı etti ve çalışmaya başladım sayesinde.
büyüdükçe babama destek olmaya başladıkça, allah yardım ettikçe o altından kalkılmaz dedikleri, o en yakınlarımızın bile sırtını dönmelerine sebeb olan borç bitmeye başlamıştı. ben hayal kurmaya başladığımda 20 yaşına gelmiştim lan, ajitasyon değil bu, 20 yaşında bir hayatım olduğunun farkına varmıştım. bir gün dedim belki bir evim, bir arabam, belki dedim hayatımı birleştireceğim biri olur, evim arabam olmasa da olur allahım bir kızım olsa yeter diye hep hayal kurdum. askerden geldikten sonra hayallerimi gerçekleştirmem için daha çok çalıştım çabaladım belki maddi yönden çok fazla kazancım olmuyordu ama manevi yönden hayatımı geçireceğim insanı bulduğumu sanmıştım, hatta ellerin, yıllar sonra doğacak kızımın masumiyetini barındıyor demişti. ama kısmet değilmiş, saolsun dürüst oldu, oyalamadan bitirdi, mutlu olsun.
o hayatımda çıkınca biraz toparlaması zor oldu, zaten yoğun olan işlerimi kafamı dağıtmak için iyice yoğunlaştırdım. bir baktım günde toplasan 6 saat ya uyuyorum ya uyumuyorum. sonuç olarak bana nur topu gibi bir tümör olarak geri döndü, olacağı varmış.
yıllar geçiyor tabi, ben hiç bir zaman başkasının mutsuzluğundan mutlu olamadım, geriye dönüp bakınca bir kişi hariç kimsenin kalbini kırmadım.
kendi işimi kurdum, hayalini kuramadığım yerde yaşayıp, hayalini kuramadığım arabam bile var. hayalini kurduğum kişiye ise, bu lanet olası hastalık yüzünden yalan söyledim, sırf üzülmesin diye lan, sırf benim sorunlarımla aklını meşgul etmesin diye ama yalancı ve şerefsiz oldum gözünde o da olsun. o olmayınca hiç bir şey bir boka yaramıyor. aşk acısı değil bu, bu bir insanın hayallerini yıkmak, onun güven duygusunu yok etmek. keşke dürüst olabilseydim sana, keşke sana aşık değilim ama senden öncede sevdim belki ama sen başkaydın diyebilseydim bir kez.
seni özledim, istiklal e bile gitmiyorum artık, sen olmayınca bir halta benzemiyor zaten.
benim canımı yakan herkesin canı yanıyorda, senin canını yakan ölüyormuş onu anladım.