1 sene önce olan Gezi olaylarında görülmesi istenilen gerçeklerdir. tamamen tarafız bir gözlemle bakılması gereken olaydır.
anlatılmak istenenler vardır fakat önce bir önbilgilendirme geçelim ;
(not : olayın aslında gezi ile alakalı olmadığı , olayın genel bir savaş olduğunun göstergesi bir yazıdır. sadece gezi olaylarıyla sınırlı değil , keza çok genel bir çerçeve ile türkiye'nin durumunu gösteren bir yazıdır.
bu yazıyı okuduktan sonra gezi olayları değil , bir çok şeye farklı bir bakış açısıyla bakacağınızı temenni ediyorum. yeter ki okuyun ve birşeyleri araştırın artık.
not 2 : lan biriniz bile yazıyı okumuyor , yarınız tayyip yanlısı , yarısı karşıtı sanıyor. nasıl bir cahil potansiyeli varmış sözlüğün onu da gördük. ne günlere kaldık...
not 3 : yazıyı halen tayyip yanlısı zanneden salaklar , hoşgeldiniz... neyse , hiç yoktan kimin mal kimin hakiki yazar olduğunu anladık sözlükte. buna da şükür.
not 4 : vay anasını arkadaş. herkes de biliyormuş bunları. lan ne mükemmel toplumuz be , herkes einstein maşallah. size birşey anlatmak ne haddime? biri yazmış gezi karşıtıyım yazı kötü , öbürü yazmış tayyp karşıtıyım yazı kötü...
lan salaklar , siz bir yazıyı okurken bile öğrenmek için değil , kendinizi onaylatmak için okuyorsunuz. bakıyorsunuz adam sizin düşüncenize göre birşey diyorsa haklı , demiyorsa söv gitsin. daha ne dediğini anlayıp anlamamak bile derdiniz değil. yemin ederim bu memleketten bi cacık olmaz.
not 5 : mantıklı bir anti-tez geldi. (#24201305) adam bana giydirmiş ama gene de tebrik ettim , hatta sobette ettik , fikirlerimizi sunduk. bana böyle şeylerle gelin. ergen ergen "he la he" tavırlarıyla değil. keza ben kalıp kafalı , her cacığı en doğrusunu bildiğini iddaa eden biri değilim. bu fikirler doğru da olabilir yanlış da. yalnız sizin bir fikriniz dahi olmadan saçmalamanız çok cahilce durmaktadır ve bu da farkedilmektedir emin olun.
nor 6 : güzel kardeşlerim , bu bir komplo teorisi değildir , bu sembollere bakıp bakıp "vay efendim kafamıza bunu sokuyorlar" yazısı değildir. keza komplo teorisi varsayımlar üzerine kurulur , olanlar üzerine değil. bu yazıdaki herşeyi kendiniz de araştırabilirsiniz. keza sikko özentisi diyenler çıktı , ben öyle çakma ufo muhabbetleri , milletin kolyesinde göz arayan , ota boka anlam yükleyen bir adam değilim , netim. okursan anlarsın zaten. anlamayan ve anlamak istemeyenlere duyurulur. bu saatten sonra halen yapıcı birşey değil de bok atma peşindeysen senin kafana pırasa sapı sokayım kardeşim , burdan sonrasını da okuma bi zahmet. seni bunu okusan da en iyisini bilirsin zaten)
-Amerika Merkez Bankası (Federal Rezerv System) 1913de Rockerfeller ve Rochchild aileleri tarafından kurulmuştur. Bu aileler o tarihten ititbaren dünyadaki para ve ekonomik yönetimin yanı sıra yer altı kaynaklarını yönetmeye başladılar (altın , petrol vb.). Bu ailelerin kurduğu petrol fimaları firmalar YEDi KIZKARDEŞ olarak da bilinmektedir. Bunlar BP , Shell , Exxon, Mobil, Chevron, Gulf, Texaco şirketleriydi. Merkez bankasını da elinde bulunduran bu aileler dünya bazında para birimini DOLAR olarak kabul görmesini sağladılar. Bu yüzden halen tüm ülkelerin milli gelirleri , gayri safi milli hasılaları , borçları , alacakları , ticari anlaşmaları vb. tüm ticari durumlar artık DOLAR ile belirlenmektedir. Bunun dışında tüm uluslararası ticaret yasalarına PETROL ÇIKARTMA HAKKI OLAN FiRMALAR maddesini ekleterek kendilerini güvene aldılar. Çünkü zaten böyle bir şeye bu ailelere ait olan başka hiçbir şirketin girmeye ne gücü nede cesareti olabilirdi.Bu maddeden sonra ülkeler , petrol kendi topraklarında dahi olsa çıkartma hakları elinden alınmıştır.
-CFR ve BILDERBERG (mason pramidinin en tepesini oluşturular) dünyanın en büyük şirketlerinden oluşan bir yapıdır. Bu yapılanmanın başında bulunan rockefeller ve rochcihild aileleri , dünyadaki para akışının yönünü bu yapının kuralları çerçevesinde ve toplantılarda alınan kararlarla yönetmeye başlamışlardır. Bu toplantılara ülkenin en zenginleri , en büyük firma sahipleri ve CEOları , ülkelerin önde gelen siyasetçi ve aydınları da katılmaktadır. Bu toplantılara çağırılıp da yüz çeviren hiç kimse yoktur ki sağlam kalabilsin. Bu kuruluşlar alt yapıda masonları ve Yahudileri kullanmaktadırlar. Onları daha çok günah keçisi gibi gösteren bu kuruluşlar , onların arkasına saklanarak daha rahat bir gizlilik yaratabilmektedirler.
-Bugüne kadarki bütün Amerikan başkanları rockefeller ve rothschild aileleri tarafından desteklenen başkanlardır. Bu Kennedy de dahildir. Fakat Kennedy Amerikanın kendi merkez bankası olması görüşünü savunarak bu ailelere bir şok yaşattı. Kendi yetiştirdikleri ve kendilerinin o noktaya getirdikleri insan şimdi onları yok etmeye çalışıyordu. Bu hikayenin sonu nasıl bitti hepimiz biliyoruz. Kennedy suikaste kurban gitti. Yerine gelen Lyndon Baines Johnson ilk iş olarak Amerikan Merkez Bankasının gerekliliğinden bahsederek Kennedyin artıklarını temizledi ve taslağı hazır olan yasayı geri çekti. Rockefeller ve Rochcihild aileleri eski güzel günlerine geri döndüler. Bu olay Kennedy vakası olarak kaldı. Kendi içlerinden birisi onlara sırt çevirmiştir.
- Şimdi gelelim kendi siyasetçilerimize. Abdullah Gül bugüne kadar 2 kere CFR toplantılarına çağrılmıştır. Bunlardan ilki 1997de 2. Si ise 2001de gerçekleştirilmiştir. 1997de gittiğinden hemen sonra refah partisi seçimlerden zaferle çıkmıştır. 2001de ise toplantıdan hemen gelir gelmez AKPyi kurmuştur. Bu arada Erdoğan hapisteydi. Abdullah Gül bir süre başbakanlık görevini yürüttükten sonra Erdoğan için çıkartılan özel bir yasayla yerini ona devretti. Erdoğan hapisten çıkar çıkmaz gidip mason locaları tarafından nişan aldı. Bu localardan daha sonra cesaret madalyası da alacak Erdoğan için bu ne ilk nede son ziyaretti.
- Arabistan yarımadasında yapılan araştırmalarla bu iki ailenin en korktuğu şeyin olması manasını taşımaktaydı. Bu da Arabistan yarımadasındaki petrol rezervlerinin tükenmekte olduğu gerçeğiydi. Bu durumdan sonra gözler diğer petrol ülkelerine çevrildi. Bu ülkelerin tavırları çok önemliydi. Diğer petrol ülkeleri (arap baharı olan ülkeler) bunu fırsat bilip olayı lehlerine çevirmeye çalıştılar. Bir araya toplanan bu ülkeler artık dünya petrol piyasasını elinde bulundurma kararı aldılar ve bunu tüm dünyaya açıkladılar. Ve beklenen oldu , bu açıklamaların hemen akabinde 2 hafta içinde Arap baharı başladı.
Şimdi bizim durumlarımızı görelim ;
-R. Tayyip Erdoğan 16 mayıs 2013 de ABD ziyareti gerçekleştirdi. Bu konudaki haberlere isterseniz bir göz atalım isterseniz ;
ABD yönetiminin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı, diğer ülke liderlerini ağırlarken çok fazla görülmeyen şekilde sıcak ve samimi ev sahipliği yapması, Erdoğan'ın Washington ziyaretine damgasını vurdu.
SOMUT ADIM SERBEST TiCARET ANLAŞMASI KONUSUNDA GELDi
iki liderin görüşmesinde somut adım serbest ticaret anlaşması konusunda geldi.
ABD yönetimi bir müddettir Türkiye'nin, ABD ile AB arasında müzakerelerine başlanacak Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması'na yönelik kaygılarını dikkate aldığı mesajını veriyordu.
Erdoğan'ın Washington ziyaretiyle Türkiye'nin bu kaygıları hem ABD yönetiminin en üst düzeyinde karşılık buldu hem de somut bir başlangıç hamlesi geldi.
Ortak basın toplantısında Obama, "AB ile yeni ticaret ve yatırım konusuyla ilgilenirken, Türkiye ile ekonomik bağlarımızı da derinleştireceğimizi açıklık getirmek istiyorum" diyerek, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırımı artırmaya odaklanan üst düzey komite kurulduğunun duyurusunu yaptı.
Komite ve serbest ticaret anlaşmasına dair sürecin nasıl olacağının ayrıntısı ise ABD Ticaret Odası'nda konuşan Biden'dan geldi. Biden, Obama ve Erdoğan'ın ABD ile AB arasındaki görüşmeler sürerken, ABD ile Türkiye arasında serbest ticaret anlaşmasına doğru çalışma yönünde çabalara başlama kararı aldığını açıkladı.
Biden, "Türkiye'yi sadece AB ile görüşmelerin her aşamasında bilgilendirmekle kalmayıp, aynı zamanda serbest ticaret anlaşması bağlamında aramızdaki bazı bölünmelerin ve farklılıkların üstesinden gelebilmemiz halinde, o noktaya AB ile yeni ticaret anlaşmasını yapmadan gelebilmemiz halinde, bunun Türkiye için büyük bir fırsat olacağına inanıyoruz. Bu, onların zorlayabileceği bir açık kapı olur" diyerek, ABD ile Türkiye arasında ticari alandaki kanun ve uygulamalar ile iki tarafın eksik bulduğu konuların, ABD ile AB arasındaki bir anlaşmadan önce çözülmesi halinde, ABD'nin AB ile anlaşmayı imzalamasından hemen sonra Türkiye'nin de serbest ticaret anlaşması için adım atmaya hazır olabileceği mesajını verdi.
-Tayyip Erdoğanı sıcak karşılayan ve her türlü yalakalığı yapan Amerikan hükümetinin gündeminin en önemli maddesi ne Reyhanlıdaki olaylar nede Kürt Açılımı idi. Amerikan hükümetinin tek derdi yapılacak olan bu serbest ticaret anlaşması idi. Bu ticaret anlaşması içerdiği gizli maddeler ile Türkiye topraklarında ve karasularında , kalitesi ve hacmi ile hatırı sayılır bir rezerv bulundurduğu PETROL ve Avrupada iş gücü yüzünden çöken Avrupa ekonomisinin asya bloğuna kaydırılırken yapılan taban yol içindi.
Avrupanın içinde bulunduğu bu ekonomik sebep yüzünden Asyanın işgücüne kayması sırasında türkiye çok önemli bir blog görevi görmekteydi. Çünkü alttan blog yapmak , güçlenen bir Ortadoğu demekti , üstte ise rusya vardı. En mantıklısı , ezeli ortağı olan türkiyeyi bu bloğun başına geçirmekti. ilk başta herşeyin güzel gitmesi ve yatırımların oluşması (ing bank bile türkiyeye girerken 14 milyar dolar para ile girmiştir. Keza bu ekonomiyi güçlendirmeye yönelik bir harekettir. Yoksa böyle bir bankanın , birçok ulusal ve yerel bankası bulunan bir ülkeye girmesi mantıksızdır. Sadece bir banka girdi , o da aslanlı (bkz : rothschild simgesi) bir bankaydı. Fakat bir zaman sonra Erdoğanın kontrolden çıkması durumu söz konusu oldu. Keza füzeleri Çinden alan , uluslararası para birimi doları hiçe sayıp Euro üzerinden doğalgaz alması iyice iplerinden kopan bir adamın göstergesiydi.
Amerikan hükümeti burada Erdoğan ile bu konuda anlaşamadılar. Türkiyeye geri dönen Erdoğan , tamamen Türkiyenin karına olan bir PETROL YASASINI meclisten geçirdi. Bu yasada uluslar arası ticaret kuralına göre mecbur kalınarak sadece petrol çıkartma ruhsatı olan şirketler , yani rockefeller ve rothschild ailelerinin sahip olduğu firmalar çıkartacaktır fakat bu petrol çıkarken Türkiye devleti olarak hatırı sayılı bir pay bırakmak zorunda kalacaklardır. Bu kanun , senelerdir Arapları altına boğarak alınan bedava petrol karşılığında çok pahalı bir durum olmaktaydı.
-Bu arada IMFye olan borçların bitmesi ve Türkiyede bulunan IMF bürolarının kapatılması tabii ki kimsenin hoşuna gitmedi. Bir ülkeyi ele geçirmek isterseniz o ülkeyi borçlandırırsınız. Bu kuralı Erdoğan ihlal etti. Bugüne kadar inönü ile başlayan IMF borçlarını azaltabilen başbakanlar sırasıyla Menderes , Özal ve Ecevittir. Özellikle Ecevit her başa geldiğinde ülkede ciddi krizler çıkmasının nedeni hiçbir zaman bu kurum ve kuruluşları dinlememesinden kaynaklıdır.
Örnek vermek gerekirse 99 krizini herkes Ahmet Necdet sezerin ecevite anayasa fırlatması olarak bilir. Fakat durum kesinlikle böyle bir şey değildir. Durum Mustafa Koçun elinde biriken bir miktar para ile devlet tahvil bonosu almak istemesiyle oluştu. Mustafa koç , bu talebini Ecevite ilettiğinde Ecevit ;
-paranız varsa fabrika kurun , hem ülkemiz gelişsin hem de iş olanağı oluşsun
+efendim biz koç holding olarak sadece tahvil bonosu almak istiyoruz
-maalesef devlet satılık değildir!
+peki o zaman. iyi günler.
Bu tasvirini canlandırdığım konuşma sonrası , fırsat kollayan koç , sabancı ve doğan kuruluşları , oluşan anayasa kriziyle beraber piyasadan sıcak doları çekerek develüasyon yaratmışlar , bir günde doların fiyatını iki katına çıkartarak hem devleti güçsüz konuma sokmuşlar , hem ellerinden dolar rezervlerini 2 katı değerine taşımışlar , hemde bu kriz sayesinde insanların ecevite olan güvenlerini sıfıra indirgeyerek eceviti saf dışı bırakmışlardır. Neyse biz günümüze dönelim ;
-Erdoğan CFR ve BILDERBERG kuruluşlarına kendilerini güvende hissetmelerini ve güvenle Türkiyeye yatırım yapmalarını söylemiştir ve bunun önünü açacak birçok yasa ve taslak sunmuştur. Hatta özelleştirmeler ile bu kuruluşların yada bağlantılarının Türkiyeye trilyonlarca dolar yatırım yapmasını sağlamıştır. Avrupadan Asya pazarına kayan para akışında Türkiyenin yeri çok önemliydi. Artık Avrupa iş gücü ve hammadde yönünden çok masraflı olmaya başladığından bu kuruluşlar artık yatırımlarını Asya ülkelerine kaydırmaya karar verdiler. Bu arada kalan ve jeopolitik önemi gitgide artan Türkiyeye ve Erdoğana çok önemli görevler yüklemekteydi.
Peki şimdi ne oldu? Ne değişti de Türkiyede bu tip durumlar ortaya çıkmaktadır? Erdoğanın akıl almaz söylemleri nedendi? Kendini padişah zannetmesinden ötürü mü yoksa farklı sebepler mi vardı?
Gezi parkı olayına bir göz atalım. Polis orada duran ve hiçbir şey yapmayan eylemcilere 3 gün art arda aşırı şiddet kullanmıştır. 1. Günde pek kimse sahiplenmedi oradaki insanları ve polis biraz tartaklayıp geçti. 2. Gün ise polis ciddi ciddi dayak attı eylemcilere , birkaç cılız ses çıksa da gene olaylar büyümedi. 3. Gün ise şiddetin dozunu iyice arttırarak hem eylemcilere aşırı şiddet gösterdi hem de çadırlarını ve eşyalarını taksimin ortasında yaktı. Sanki polis artık öldürelim mi? Kimse bir şey demiyor. Bir şeyler deyin artık! der gibiydi. Ve istenilen 3. Gün sonunda oldu. Eylemcilerin bu acınası halini gören bazı topluluklar eylemi başlattı. Bir anda ortalık karıştı. Tüm ülkede olaylar bir anda alevlendi. Polisler ile eylemciler arasında çatışmalar çıkmaya başladı. Herkes Erdoğanın istifasını istemekteydi. hatta fırsattan istifade eden birçok militan ve provakatör olaylara dahil oldu , aslında niyeti temiz olan insanlara bile anarşist mantığını empoze ederek karşıt görüşlülere ve kendi ülkesine şiddet uygulamasını salayacak kadar kışkırtmayı başardı.
Peki Erdoğan konu hakkında ne yaptı? Çıkıp ortalığı yumuşatması gerekirken yangına körükle gitmekteydi. isterse kıyamet kopsun o park yıkılacak! gibi söylemlerle zaten galeyana gelen halkı daha da çok provake etmekteydi. Peki bunca sene bu ülkenin başında kalan Erdoğan neden aklı başında davranmamaktaydı? Bu eylemlere dış basından ve ülkelerden alşırı destek geldi. Hatta öyle ki ; Kurtuluş savaşında bizi kağıt üzerinde bölmek isteyen bütün ülkeler bir anda Türkiye sevdalısı ve Türk aşığı olup çıktılar. Bazı ülkelerin milletvekilleri direnişçileri desteklediğini belirterek olayı Türk Baharı olarak adlandırdılar. Hatta bu davranışları karşısında her zaman Erdoğanın yanında olan Nur Cemaati bile Erdoğanı kınadığını yazılı bir bildirge ile açıkladı.
Neler oluyor???
Sebebi şunlardı ;
1)IMFye borcunun bitirip , Türkiyedeki IMF bürolarını kapattıran Erdoğanın bu yaptığı bazı kişilerin hiç hoşuna gitmedi. Borçsuz ülke esir edilemez.
2)Akpde bulunan diğer destekçilerle birçok konuda ters düşmeye başlayan Erdoğan , parti içinde ipleri eline almaya çalışmaktaydı. Parti içinde çok seslilik gibi gözüken bu durum , aslında ciddi anlaşmazlıkların göstergesiydi. Hatta kendisi başbakanlığı bıraktıktan sonra yerine gelecek olan ismin kendine çok yakın isimlerden veya parti içinden biri değil de Numan Kurtulmuş olması parti içindekilere güvensizliğini alenen açık etmekteydi. Bu durum da malum kuruluşların desteklediği ve tavsiye ettiği kimseye tevazu etmeyen bir Erdoğan görüntüsü çizmekteydi.
3)Senelerce rockefeller ve rochcihild ailesinin destekleriyle ve CIAın koruması altında Amerikada yaşayan (CIA kendi sitesinde Gülen ve cemaati ile işbirliği içinde olduğunu resmi belgelerle açıklamıştır ve Gülende bu konunun hiçbir zaman aksini iddaa etmemiştir) ve Erdoğanın akıl hocası olan Fetullah Gülen , cemaatini desteğinden çekti. Bunun sebebi artık laf dinlemeyen bir Erdoğan olması kimsenin hoşuna gitmemesiydi.
4)Erdoğan kendisine güvenmelerini sağlayarak Türkiye , güçlü ekonominin Avrupadan Asyaya kayarken köprü görevi üstlenmesini sağladı ve özelleştirmeler dahilinde bu kuruluşların Türkiye içinde trilyonlarca dolar yatırım yapmasını sağladı. Fakat petrol yasası ile 2. Kennedy vakasını rockefeller ve rochcihild ailesine yaşatan Erdoğan , hodri meydan dedi. Ben batarsam sizde batarsınız! dedi. Bu şekilde meydana çıkıp kalabalığı daha çok provake eden Erdoğan , iMKB endeksinin 3 günde %14 e kadar düşüşünü sağladı. Bu durumda Türkiyede çok büyük yatırımı olan bu kuruluşlar bir anda çok büyük zararlara uğradı. Erdoğanın bu hamlesi karşısında elleri kolları bağlandı. Çünkü tüm Avrupa-Asya ticaret bloğu ve Türkiyedeki yatırımlarını Erdoğan tek başına mahvediyordu.
Erdoğan melek mi?
Kesinlikle değil. Erdoğan kendini halife ilan eden bir kişiliktir. Bu ülkenin yararını yada vatandaşlarını düşünmek gibi bir kaygısı yoktur , amacı tamamen kendi istediği gibi bir devlet yaratmaktır. Peki nedir bu kendi yaratmak istediği devlet derseniz , kısmı şeriat olan Müslüman bir devlet diyebilirim. Tüm amacı ölümsüz bir lider olmak olan , çok fazla egolu bir insan amacıdır. hatta daha ileri giderek "cumhuriyet" rejimini yıkmaya tenezzül edebileceğini bile söyleyebilirim.
Peki bundan sonra ne olacak?
Durum olarak şunu diyebilirim ; iki ucu boklu deynektir. Yani onların kazanmasına izin verirsek açlıktan sürünürüz , erdoğanın kazanmasına izin verirsek özgürlüğümüz kısıtlanır.
isteyen istediğini seçebilir , keza başka seçenek de yoktur.
not : bu yazıyı 3 haziran 2013'de yazdım. yazıyı yazdıktan 2 gün sonra sonra tayyip erdoğan ülke dışına çıktı. birçok tayyip karşıtı erdoğanı "ülkeden kaçtı" olarak lanse etti fakat erdoğan ülkeden kaçmadı , 4-6 haziran arasında hertfordshireda, the grove hotelde gerçekleştirilen bilderberg toplantısına katılmıştır ve geri döndüğünde ilk konuşmasında "faiz lobisi , erdoğan'ın bankada parası yok! senin var! erdoğan batmaz , sen batarsın!" diyerek direk beni doğrulamıştır. keza dalga konusu olan "faiz lobisi" tamamen gerçektir ve rockefeller ve rochcihild ailelerinin başı çektiği kapitalizm üstadları kastedilmektedir.
Bundan sonra da olanları hepimiz biliyoruz. yukarıda bahsettiğim cia destekli gülen desteğini çekmekten ziyade savaş açarak , erdoğanın tek eline almaya çalıştığı ülkeyi , tekrar amerika kontrolüne vermeye çalışmıştır.
resmen ülkede danışıklı dövüş vardır ve bizler sadece kuklayız. iki tarafında kazanması bizim için bok yoluna gitmektir. o yüzden boşuna ne geziciler akp'ye laf etsin ne de akp'liler gezicilere.
hepimiz oturduğumuz yerden alet oluyoruz bunlara...