adayımı yazabilirim başlıklı köşe yazısıdır. çok şey anlatmış ama mükemmel özetlemiştir.
""" Sanırım CHP-MHP anlaştı.
Adayları; Ekmeleddin ihsanoğlu.
O halde: Hiçbir politikayla paylaşmadığım Cumhurbaşkanı adayımı artık yazabilirim.
Yıl: 1987
Nasıl yani, sen solcu Oğuz Hocayla mı çalışacaksın?
Tereddüt etmeden evet dedi. Prof. Dr. Oğuz Oyanın kapısını çaldı; Hocam doktora tezi çalışmamı sizinle yapmak istiyorum. Ardından ekledi: Yalnız hocam ben solcu değilim; benim islami bakış açılarım vardır.
Prof. Dr. Oyan gülümsedi; sizinle çalışmaktan memnun olurum dedi. Birlikte Osmanlı vergi tarihini çalışmaya başladılar.
Bir gün evde çalışırken
Hocam namaz kılacağım, dedim. Lavaboyu gösterdi. Abdest alıp çıktıktan sonra, salona seccadeyi serdim, kıble doğrudur dedi. Ben bunu kime anlattıysam, inanmadı. Oysa bizzat yaşadım. Ben namaz kılacağım dediğim zaman hiç yadırgamamıştır; çok saygılı davranmıştır. Bunu, farklı düşüncelere yaşama biçimlerine gösterilen bir saygı olarak algılıyorum. Bu özellikleri nedeniyle her zaman Oğuz Hocayı saygıyla anmışımdır.
Öğretmen Prof. Dr. Oğuz Oyan bugün CHP milletvekilidir.
Doktora öğrencisi ise, Abdüllatif Şenerdir!..
Yani:
Çatı yıllar önce üniversitede kuruldu.
Muammer Aksoy, Mümtaz Soysal, Yalçın Küçük, Özer Ozankayanın öğrencisiydi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak Siyasal Bilgilerden okul arkadaşıydı.
DSP Genel Başkanı Masum Türker ile aynı üniversitede yıllarca hocalık yaptı.
Özgür Üniversiteden Fikret Başkaya, Türk Ocağından Orhan Türkdoğan yakın dostları oldu.
Evet, çatı yıllar önce
Ankarada, Boluda kuruldu.
Ve keza
Eceviti haklı çıkardı
Yıl: 1991
Abdüllatif Şener ilk kez çatı sayesinde milletvekili oldu: RP-MHP-IDP ittifakı sonucu Sivastan dördüncü sıradan TBMMye girmeyi başardı.
O dönem
DSP lideri Bülent Ecevit sağ kolu Hüsamettin Özkan ile RP lideri Necmettin Erbakanı TBMMdeki odasında ziyaret etti. Erbakanın yanında Şevket Kazan ile Oğuzhan Asiltürk vardı. Laf lafı açtı. Ecevit
Sizin partinizde Abdüllatif Şener diye bir milletvekiliniz var, onu izliyorum. Çok düzgün konuşuyor; onda bir yetenek var. Siyaset açısından umut vaat ediyor; onu iyi takip edin dedi.
Ve sonraki yıllarda Abdüllatif Şener, siyasetin basamaklarını teker teker çıktı.
Grup Başkanvekili oldu.
Maliye Bakanı oldu.
Başbakan Yardımcısı oldu
Ve gün geldi; hırsızlığa tahammül edemeyip kurucusu olduğu AKPnin kapısını vurup çıktı! istese Karun kadar zengin olabilir ama yapmadı. Çünkü
TCDDnin yol çavuşu Bedirhan Şenerin oğluydu
Babam çok dindar bir insandı. Helal ve harama çok önem verirdi. Başkasının malına el sürmeme, kesin nasihatlerinden biriydi. ( ) Beş yaşındaydım. Tren istasyonunun vagonunda karpuzlar vardı. Tanımadığım büyük ağabeyler vagondan karpuz alıp bahçelerde yiyorlardı. Üç dört kişiydik, biz de yapalım dedik. Tam o sırada karşımıza babam çıktı. Latif ne yapıyorsunuz dedi. Şu vagondan karpuz çıkaracağız dedim. Bak dedi, o karpuzların sahibi var; başkasına ait olanı alırsanız bu hırsızlık olur. Siz oynamaya devam edin, ben size karpuz alırım
Bu olaydan bir süre sonra Abdüllatif Şener babasını tren kazasında kaybetti. Baba nasihatını unutmadı ve hırsızlığa ortak olmayı hep reddetti.
Hırsızlığı elinin tersiyle iten birini, Çankaya Köşküne çıkarmak Türkiyenin vefa borcuydu. Yapmadılar.
Bir Alevi imam Hatipli
Sürekli tekrarlıyorum:
Kimseyi sağcı ya da solcu diye ayırmıyorum; ahlaklı mı, namuslu mu; vicdanlı mı; tercih kıstasım bu.
Cebiyle değil yüreğiyle Türkiyeye bağlı devlet adamına ihtiyacımız vardı.
Ayakları bu topraklara basan politikacılara ihtiyacımız vardı.
Bir Sakin Güçe ihtiyacımız vardı.
Temizlenmeye/arlanmaya ihtiyacımız vardı.
Bir adam gibi bir adama ihtiyacımız vardı.
Türkiyenin, laik demokratik rejime inanan; kimseyi ötekileştirmeyen Abdüllatif Şenere ihtiyacı vardı.
Örnek vermeliyim
Sivas Ali Baba Mahallesinin Küçükkazancılar sokağının çocuğu. Acıktığında mutfaklarına girip yemek yiyecek kadar Alevilerle kardeş.
Yıllar sonra bakan koltuğunda otururken başından bir olay geçti:
Hataydaki bir toplantıda yanımdaki arkadaşlara ben de Aleviyim, diyeceğim dedim. Hemen itiraz ettiler, olur mu, yanlış anlaşılır; hiç değilse Alevilik Hz.Aliyi sevmekse ben de Aleviyim de dediler. Bu olmaz dedim. Önce kendi kafana göre bir Alevilik tanımı yapacak, sonra bu tanıma göre Alevi olduğunu söyleyeceksin. Olmaz. Kimsenin kimseyi tanımlama hakkı yoktur. Bir Alevi kendini nasıl tanımlıyorsa öyledir.
Madımakta ölenlere gözyaşı döken bir imam Hatipli o
Bırakınız şu gardrop Atatürkçülüğünü ve gardrop Müslümanlığını!..
Ben hiç orada değilim. Yazmalıyım:
Uğur Dündar geçen yıl Halk Arenası programına Abdüllatif Şeneri davet etti. Yanında gencecik, başı açık güzel bir kız vardı. Asistanınız mı diye sordu.
Başı açık genç kızın adı, Elif Şenerdi ve Abdüllatif Şenerin kızıydı.
Şaşırdınız mı; hiç şaşırmayınız; bu Türkiye gerçeğidir.
Bakınız
Dindar Bedirhan Şenerin kızı Fatımatın da başı açıktı; bir Cumhuriyet öğretmeniydi.
Abdüllatif Şenerin diğer kızı Beyza ise başörtülüdür.
Halk Arenası bitti; Elif Şener Uğur Dündara, Sizi çok seviyorum, nikah şahidim olur musunuz dedi. Bu nikah Çankaya Köşküne yakışmaz mıydı?
Devreye Cemaat ve Abdullah Gül girdi; Ekmeleddin ihsanoğlu aday yapılıverdi.
Türkiye sahipsiz değil, hepsini yazarız
NOT: Bilgilerin bir bölümünü meslektaşım Çiğdem Tokerin Adım da Benimle Büyüdü kitabından aldım."""