dinlemek, anlamak, gerçeğe ulaşmak yerine fikrine/kafasına uyanın koşulsuz gerçek kabul edildiğini ve bu mesnetsiz "gerçek" üzerine görüşler inşa edildiğini görüyorum.
"öldürme" fiilinin sanki hayatın doğal akışındaki sıradan bir eylemmiş gibi algılandığını görüyorum.
en kötüsü de öldürülen çocuklara vicdanların hiç sızlamadığını ya da siyasi fikre göre sızladığını görüyorum.
oysa ölen, öldürülen her çocuğa aynı üzülmek gerekmez mi?