olayın tam olarak nasıl geliştiğini, bahsi geçen çocuğun kimler tarafından öldürüldüğünü, polisin delilleri karartmaya çalışıp çalışmadığını bilmiyorum. ama bildiğim tek bir şey var ki, şu ülkede gerçekten çok fazla yavşak ve çok sayıda cahil türemiş son dönemlerde. veya bunlar hep vardılar da biz farkına yeni vardık.
adam diyor ki, o çocuk değil, terörist. dostum, ben derim ki çocuk; sen dersin ki terörist. ikimiz de bunu tanımlayacak merci değiliz. o halde gel, ülkemizin kanunlarına, yani yetkili mercinin görüşüne başvuralım. ne diyor kanun? şunu diyor:
"5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (TCK) 6/1-c maddesi uyarınca 18 yaşını
doldurmamış kişi çocuktur. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun (ÇKK) 3/1-a maddesi
uyarınca daha erken yaşta ergin olsa bile, 18 yaşını doldurmamış kişi çocuktur."
ayrıca kanunlar, 18 yaşı ile 15 yaş arasındaki çocukların cezai sorumluluğunu var olarak kabul etmiş, ancak bu cezai sorumluluğun yetişkin bireylere oranla daha az olacağını belirtmiştir. verdiğim kaynakta "II-CEZA SORUMLULUĞUNUN BELiRLENMESi VE CEZA
SORUMLULUĞU KAVRAMI" başlığında bulabilirsiniz bunu da. yani bu demektir ki, ülkemizde 15 yaşındaki bir çocuk, idam cezası gerektirecek (öyle bir cezanın olduğunu varsayalım) bir suç işlese bile idamla cezalandırılmaz. kaldı ki eğer çocuk 12 yaşından küçükse cezai sorumluluğu da yoktur zaten. bakın bunlar benim fikirlerim değil. hepimizin uymakla ve tanımakla yükümlü olduğu kanunlar.
peki polisin birincil görevi nedir? suç işlediği düşünülen kişiyi cezalandırmak mı? yoksa şüphelileri kanun önüne çıkarmak mı? birincisinin doğru olamayacağı açık. çünkü farz edelim ki, birisi ulu orta bir adamı almış karşısına, bıçaklayarak yaralıyor. bu kişi kanun önüne çıkarılıp suçlu bulunana kadar suçlu değil, zanlıdır. polisin görevi de yargılamak değildir, olamaz. çünkü bu görev yargınındır ve yargı organı bu yetkiyi kimseyle paylaşmaz.
bırakalım hukuk dersini, biraz da insanlık dersi verelim bu insanlıktan nasibini almamış kör cahil nesile. çok değil, 8-10 yıl önce bu adamların bazılarıyla tv karşısında benzer görüntüler izliyorduk haberlerde. ama bu sefer aktörler farklıydı. vuran israilli askerler ya da polisler; vurulan ise filistinli çocuklardı. çocukların ellerinde taşlar, sopalar; israillilerin ellerinde ise modern silahlar vardı. ve canlı yayına katılan hukukçular, orantısız güç kullanımından bahsetmişlerdi. iyi hatırlıyorum, çünkü hayatımda ilk defa duymuştum orantısız güç diye bir kavramı.
çocuk, çocuktur. masumdur. hele ki bizim dinimizde, bizim kültürümüzde. hukuken de korunmaktadır. elinde taş olan, sopa olan bir çocuğa silahla müdahale etmek, apaçık bir şekilde çocuk katili olmaktır. bunu yapan ister polis olsun, ister sıradan vatandaş. üstelik çocuk apaçık bir şekilde kafasından vurulmuş. yani olası kast var. bu kişinin (polis ya da başkası), mutlaka kanun önüne çıkarılıp katlettiği çocuk için yargılanması ve cezalandırılması gerekiyor.
ve işin komiği, biz burada daha pkkyı terör olarak görmeyen, onun lideri hakkında tek bir olumsuz görüş beyan edemeyen bir şaklabanın köpekleriyle bu çocuğun terörist olup olmadığını tartışıyoruz. aynen böyle devam. çok değil, bu hızla güzelim ülkeyi 10 yıla kalmadan suriye gibi, ırak gibi bir bok çukuruna dönüştüreceksiniz!