212.
-
bugünkü yazısında değinilmeyen kısmı ben aktarayım.
bakalım kadir mısırlıoğlu öğrencileri bunlara ne kılıf bulacak?
--- alıntı ----
Hoca Saadettin Efendiye göre Türk; leşti.
Naimaya göre Türk; azgındı; çirkin yüzlüydü; kabaydı; cahildi.
Nefiye göre Türk; Allahın irfan pınarını yasakladığıydı.
Hafız Çelebiye göre Türk; baban bile olsa öldürülmesi gerekendi.
Sadrazam Kuyucu Murata göre Türk; başı vurulması gereken pisti.
Aksaraylı Kerimeddin Mahmuda göre Türk; hunhar köpek ve kurt gibiydi; Türkün eline fırsat geçerse yağmayı ganimet bilirdi.
Merzifonlu Seyyit Abdurrahman Eşrefe göre Türk; talanda, ülke yakmakta eşsizdi bir gaddardı.
Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendiye göre Türk; soysuzdu. Vahdettine göre Türk; dini, soyu sopu, yurdu belirsiz karmakarışık bir cahiller sürüsüydü.
Bu sözler hiç şaşırtıcı değil
Rumbeyoğlu Fahrettin Bey, 1920 yılında istanbulun işgali sürerken Damat Ferid hükümetinde Maarif Nazırlığına yani Milli Eğitim Bakanlığına getirildi ve göreve gelir gelmez ilk işi, kitaplardan Türk sözünü çıkartmak oldu. (Anayasadan, kamu bankalarından kimlerin Türk adını çıkarmaya çalıştığını biliyorsunuz.)
Çaldıran Savaşından önceki yazışmalarında Yavuz Sultan Selim, Şah ismaile ne diyordu: Ben Sultan Beyazıt oğlu Sultan Selim, sen ki ey eşek Türk.
Peki
Osmanlı; Ermenilere millet-i sadıka, Araplara kavm-i necip derken Türkleri neden aşağıladı?
Osmanlı bir imparatorluktu; kulları arasında birçok din-mezhep ve etnik mensupluk vardı. Niye Türke düşmanlık etsin?
Aslında Osmanlının Türk dediği, kutsal düzene başkaldıran Aleviydi!
Osmanlı, Aleviye Türk diyordu
Alevi düşmanlığının temelinde Türk düşmanlığı vardı.
---- alıntı ----
http://sozcu.com.tr/2014/...manliginin-kokeni-522026/