ihtiyaçtan öte zorunluluktur.ayrıca tamer korkmaz'ın bugün yayınladığı köşe yazısının başlığıdır.
TÜSiAD Yüksek istişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç geçtiğimiz hafta AKP hükümetine aynen şöyle seslenmişti:
"Eleştiriye tahammül edin; yeni laiklik tanımı aramayın!"
***
Hükümetleri eleştirmek, uyarılarda bulunmak -Koç'un da vurguladığı gibi- çağdaş demokrasilerde sivil toplumun ana işlevlerinden biri...
Gelgelelim, Mustafa Koç bu çıkışıyla yaman bir çelişkiye imza atmış oldu...
Nasıl mı? TÜSiAD hükümeti kıyasıya eleştirebilecek. Ne var ki, hükümet "sistem eleştirisi" temelinde bir icraat yapamayacak!
Bu cümlenin devamını ise şöyle getiriyor: "Türkiye'nin Batı normlarında ifade özgürlüğünün önünü açan bir siyasal rejime, gelişmiş demokratik bir işleyişe kavuşmasına odaklanması daha doğru olacaktır"
TÜSiAD'ın statükocuları bizimle dalga mı geçiyor?
ifade özgürlüğü/demokratik işleyiş/Batı normları vesaire gibi laflar, onlar için kovboy filmlerindeki mekânlar gibi: Mekânların yüzleri var ama kendileri yok...
Tartışılan anayasa taslağındaki laiklikle ilgili düzenleme neyi kurtarmaya çalışıyor? Düşünce ve ifade hürriyetini!
1982 Anayasası, sadece eylemi değil düşünceyi de sınırlayan bir laiklik anlayışını devam ettirmişti...
Bundan dolayı "Meşhur Pranga 163"ün kaldırılması dahi Statüko'nun taammüden "laiklik istismarı" yaptığı kimi hadiselerde ifade hürriyetinin kısıtlanmasının önüne geçememişti...
Türkiye'nin kesinlikle yeni bir laiklik tanımına ihtiyacı var: Hem din istismarını, hem de laiklik istismarını önleyecek bir "laiklik tanımı"ndan bahsediyorum...
Laiklik, Türkiye'de "nevi şahsına münhasır" bir uygulama: "Bize özgü şartlar" gözbağcılığı altında "laiklik" hep iktidar mücadelesinin paravanı olarak kullanıldı...
"Gizli iktidar"ın paratoneri bu "sihirli sözcük" sayesinde ifade özgürlüğünü sınırlamak da, türbanlı öğrencilerin üniversitede okuma hakkını gasp etmek de çok kolay oldu!
Laiklik yeniden tanımlanırsa işbu "sihir" kalkacak!
Öyle olunca da evhamlara, varsayımlara dayalı kumpasların çevrilmesi çok ama çok zorlaşacak...
Dikkat buyurunuz, TÜSiAD "Batılı normlarda ifade özgürlüğü" arzusunu dile getirirken aynı cümlede "Sakın ha bu sihri kaldırmayın!" diyor...
Yeni anayasa taslağı sadece "eylemi cezalandırmayı" öngörüyor: Haliyle "düşünce özgürlüğünü sınırlayan laiklik anlayışını" değiştirmeyi hedefliyor...
Genel manada "evrensel laikliği" tesis etmeye çalışıyor...
Buna karşılık son dönemde egemen medyada yükselen "psikolojik harekat" boks tabiriyle belden aşağı vuruyor: Hükümeti "laikliği hedef almış" gibi/ "laiklik ilkesini Anayasa'dan çıkaracakmış gibi" göstermeye çabalıyorlar...
Anayasa taslağına ateş eden şu son yaygara; "mahalle baskısı" söylemi ile kamuoyunu güdüleme gayretleri; sürekli "korku" üretmeye dayalı "laiklik elden gidiyor" numaraları falan hepsi aslında nedir biliyor musunuz?
"Gizli iktidar"ın egemenliğini yitirdiğini algılamaya başlayan seçkinci sınıfın -devletin milleti ile barışma adımlarına fena halde bozuk çalmasıdır!