muhammed hamidullah'ın tarihî vesikaları kaydettiği bir eserinde, islam peygamberi hazreti muhammed (aleyhissalatü vesselam)'in çeşitli valilere gönderdiği bazı mektuplar var. bunların bir tanesinde, ''zenginlerin mallarından alıp fakirlere var'' buyurmuş. daha sonra hazreti peygamber'e soruluyor: ''peki zengin kimdir?'' deniyor. cevaben ''evi, kendine yetecek malı, binekleri ve hizmetçisi olan herkes zengindir, malının kalan kısmı yığındır'' buyruluyor. ancak bu bir 'emir' değil, 'tavsiye' imiş... yani sosyal adalet, fertlere bırakılan bir mesele. devlet buna insanları zorlayamaz islam'da. sosyalizmde zorlar, gerekirse öldürür. (stalinist dönem kolektifleştirme hareketinde kaç milyon insanın öldüğüne bakılabilir)
şu var ki, islam helal paraya dokunmaz. islam hukuku, ferdin haklarını muhafaza eder. adam helal yolla kazanmış ise devlet o malı ondan alamaz. eğer haksız kazanç ise malı müsadere edilir. islam'da, diğer tüm semavî dinler gibi, insanların eşit olmadığı gerçeği kabul edilir. hukukî eşitlik başkadır, insanî eşitlik başka...
sosyalist ekonomi planlamacı sanayici iken, islam'da ekonomi genellikle ticaret üzerinden döner. ticareti özendirmek için teşvikler öngörülür ki, bu da kapitalizme yakındır.
islam ne kapitalist ne de sosyalisttir. ikisinin arasında bulunur, devlet de bu karma ekonomiyi kullanır.
osmanlı imparatorluğu ekonomi politikalarında bunu görebiliriz. bir islam devleti olan osmanlı imparatorluğu, ekonomisini devlet arazisi üzerine kira verilerek işlenen toprak sistemine, yani tımara dayandırmıştı. bu sosyalizme yakındır. ülke içi ve dışı ticaret serbestti, devlet vergi almakla yetinirdi. bu da serbest piyasa ekonomisine göre düzenlenen bir eylemdir. kıtlık olursa devlet enflasyonla mücadele için narh koyardı. (narh, sosyalist ekonomi özelliğidir. fiyatlar sıkı sıkıya denetlenir ve belli bir fiyatın üzerine çıkılamaz. fiyatlar devlet tarafından belirlenir)