yazı tura

entry104 galeri video1
    84.
  1. --spoiler--

    Ben istanbullu cevher, hayalet cevher. Hayatım makinalarla geçti. trikotajda çalıştım, tornada çalıştım... şimdi de elimizde makina burada savaşıyoruz... Askerden dönünce çiçekçi dükkanı açacağım, mis gibi kokacak hayat.

    Göremeli şeytan rıdvan. Futbolcuyuk esasında. Fenerbahçeli şeytan rıdvan var ya ona benzetirler beni. Askerden sonra denizlispor'a transfer olacam. Ondan sonra fenerbahçe olur mu? Olur, kısmet... Hayır yani bizim de kendimize göre hayallerimiz var...

    --spoiler--

    Olgun Şimşek'in doğallıyla beni benden aldığı 2004 yapımı Uğur Yücel Filmi. Sevgi, dostluk, askerlik, askerlik ertesi sorunlar, doğu- batı, kürt- türk, türk, yunan, bağımlılıklar, hayat kadınları, travestiler, hastalıklar... bir çok konuyu iğreti durmayacak şekilde işleyen güzel bir film.

    Askerliğini doğu'da yapan iki gencin(gazi), başına gelenler filmin konusudur. Askerliğin ve o çatışmanın ne kadar insanı etkilediğini insan bir kez daha görüyor. Allah'a şükür son senelerde böyle durumlarla daha az karşılaşıyoruz; ama bizim ülkede hemen hemen bir çoğumuzun tanıdığı, yakından uzaktan bildiği, duyduğu kişiler bu filmde anlatılanlara benzer yaşamlar sürüyor\ sürüyordu. bir insanı öldürmek, ölmek, sakatlanmak, çatışmaya girmek... bunlar kolay şeyler değil.

    Film boyunca sahnelerle birlikte akan ağır, hüzünlü ve ağıtvari müzikler gerçekten filme çok uyuyor. ayrıca nasıl bir çekim tarzı kullanılmış bilmiyorum ama gerçekten de izlediğim diğer filmlerdeki gibi kamera olaylara sıradan bir bakış açısıyla değil çok ilginç bir açıyla bakıyor. özellikle filmin sonuna doğru cevher'in abisini kurtarmak için girdiği kavgada, kameranın birden cevher'in bakış açısına geçmesi daha önce hiç karşılaşmadığım bir güzellik olmuş.

    Babasını kaybeden rıdvan ile annesini kaybeden cevher'in hayallerine vasıl olamamaları insanı gerçekten üzer. Hele rıdvan'ın o insafsız ve vicdansız nişanlısıyla dostunun attığı kazığın ertesinde intihar etmesi ve annesinin onu araması insanın gözyaşlarını tutamadığı sahnelerdendir.

    Rıdvan'ın annesini oynayan kadının(adını bilmiyorum) oyunculuğu gerçekten filmdeki en iyi oyunculuklardan birisi. oğluna seslenişi, onu arayışı, buluşu, destek oluşu... öylesine sahici bir tip olmuş ki eğer o kadın bir yerlerden en iyi kadın oyuncu ödülü almamışsa ülkemizde düzenlenen sinema festivallerinin çok lüzumsuz ve insanları tanımaktan çok uzak olduğunu söylemekten çekinmem.

    Kenan imirzalıoğlu'nun oyunculuğu ise yükselişte olmakla birlikte bahsettiğim kadın ve olgun şimşek'in yanında bir mana ifade etmemektedir. Deli yürek dizisindeki ile kabadayı'da ki oyunculuğu arasında bir oyunculuğu vardır.

    bir zamanlar bir yerlerde kesişmiş ve daha sonra ayrılmış iki farklı hayatın hikayesinin anlatılırken, izleyici daha önce izlediği filmlere, dizilere ve okuduğu kitaplara dayanarak doğal olarak bu hayatların tekrar bir yerden kesişmesini bekliyor. Rıdvan ve Cevher'in hikayesinin tekrar kesişmemesi aslında bizi bildiğimiz durumun dışına çıkarıyor Yönetmen böyle bir şeyi neden yaptı bilmiyorum; fakat bu senaryo gerçekliğe -izleyicinin beklediğine göre- daha uygun düşüyor. bunun eleştirelecek bir tarafı yoktur. şunu anladım ki normallik kanıksamadan başka bir şey değil. ne kadar biz bir şeye alışırsak, o kadar normal oluyor.

    Filmin tek eleştirdiğim noktası rıdvan'ın hikayesinin biraz daha uzun olmaması.
    0 ...