böyle kişileri doçent/profesör yapıyorlar sonra da bu ülkenin başına bela oluyorlar.
yahu o profesörlük makamına ulaşmak için, üniversiteye girecen, lisans yani 4 yıllık okuyacan, sonra yüksek lisans yapacan en az 2 yıl o genelde en az 3 sene de biter, sonra doktora yapacan o da kağıt üzerinde 2 yıl ama o da genelde en az 5 sene sürer, sonra doktora bitirme aşamasında yardımcı doçentlik için bir sürü yayın yayınlayacan, konferanslara katılacan, sunumlar yapacan, en az bir projede çalışacan, en az 1-2 sene de oradan geçer, sonra yrd. doç. dr. olduktan sonra doçentlik için yine yayınlar, makaleler, katılınacak konferans, semnerler, yapılacak projeler derken en az 5 sene de ordan geçer ve doçentliği aldıktan sonra da profesörlük için yine belli kriterler var onun içinde en az 5 sene geçmesi lazım.
yani toplam yaklaşık 25 sene, çeyrek asır neredeyse, bu 25 sene de o kadar akademisyenin bir şekilde ama ders, ama unum, ama sınav, ama çalışma vs. bir şekilde önünden geçiyorsun, birisi de farketmemiş mi, "yahu bundan akademisyen olmaz, ilerde bir gaf yapar sonra "bunu profesör yapanın" diye bize söverler..." diye farketmemiş mi? ama burası türkiye kimler nerelere geliyor, o da ayrı konu.
sadece orhan hoca ya söylemiyorum, orhan hoca nın iyi yönleri yok mu tabi ki var, az evvel söylediğim şartlardan geçmesine rağmen bu tarz insan o kadar çok ki, bakıyorsunuz üniversitelere yolda görseniz selam vermeyeceğiniz 2 lafı bir araya getirip doğru dürüst konuşamayan insanların doçent, profesör olduğunu görüyorsunuz, sonra da arkasından "seni akademisyen yapanın taaa" laflarını duyarız...
uzun lafın kısası, oldu mu profesör bu laf şimdi...