çarkının dişlisi yaptıklarına göre kendinden beklenmeyecek kadar zekice ilerleyen , artık kanımıza girmiş , iliğimizi sömürmüş , bağışıklık sistemimizin içine etmiş ve bizi birilerine - bir şeylere - muhtaç hale getirmiş..
kendi içinde geliştirdiği bütün terimleri bir kenara bırakıp , emek-sermaye ilişkisini reddedip , şah damarımızdan yakınlarda bitivermiş -allah kahrı bela , bitmiyor anam! her gün bir kere daha doğuyor- alın yazımış olmuş..
en sonunda nolmuş biliyor musun ?
çok değil 9 yaşındaki bir çocuk , babasının pantolonun çekmiş '' ben de onlar gibi giyinmek istiyorum '' demiş..
düşünebiliyor musun o babanın hissedeceklerini ?
((kapitalizm düşünmez , yapar..))
daha adını yazamayan çocuk , annesine '' ben de bu ayakkabıdan istiyorum'' der olmuş..
annesi o ayakkabıyı alamayacak ama.. nolacak ?
((kapitalizmin umrunda değildir ki sonuç. o sadece kendini düşünen , her gün bir başka egotramplende zıp zıplayan kaka bir çocuktur.))
hiç kabul edemeyeceğin , hayır hayır olmaz olamaz bu iş nalan! diyeceğin olayların sebebi iştee..
anormal olanı normal gibi gösterme , kabul ettirme -iteleme diyelim- sanatı. lakin öyle siyah beyaz değil. rengarenk. alacalı bulacalı.
istemesek de içinde olmaktan bir türlü kurtulamayacağımız şeytan icadı. (oh , topu şeytana attım , hobatey!)
'' sol öldü , nasıl bilirdiniz ? helva.. ımm , ceviz olmasın içinde. sevmem. ''