arabistan yarımadasının afrika anakarasından kopması sonucu
-ki bence nuh tufanı soylencesi de bu buyuk cografi degisim ile baglantılıdır- tarih son derece ironik bir yon alıyor.bu yarımada uzerinde yasayan insanlar colun vahsi dogasında bir hayatta kalma mucadelesi veriyorlar. arabistan yarımadası uzerinde yararlanılabilecek kesintisiz bir su kaynagı yok. sadece az ve duzensiz yagmur ile yeraltı sularının biriktigi ve yuzeye cıktıgı duzensiz vahalar sayesinde hayatta kalabiliyorlar. iklim kosullarının kararlı olmaması nedeniyle tarım yapamıyorlar. gocebe bir hayat yasayarak surekli yer degistirmek zorundalar. aynı sıralar arabistan yarımadasının karsı kıyısında, kızıldeniz in diger yakasında nil nehri sayesinde buyuk bir uygarlık kuruldu, eski mısır uygarlıgı.
binlerce yıl once arap kabileleri arabistan yarımadasında gocebe olarak dolasarak yasama savası verirlerken aynı zaman dilimi icinde kızıldeniz in karsı kıyısında mısırlılar da nil nehri sayesinde buyuk bir uygarlık kurdular.
arap yarımadasında nil nehrine benzer bir su kaynagı olsaydı hayat cok daha
farklı sekillenirdi. arap yarımadasında boyle bir su kaynagının olmaması islam dinini ortaya cıkardı ve bu dinin etkileri yuzyıllarca doguya damgasını vurdu.
arabistan yarımadasında su cok az ama yerinaltında binlerce yıl sonra deger kazanacak bir hazine var, petrol.binlerce yıl sonra batı sanayi devrimini gerceklestiriyor ve surec icinde petrol bu teknoloji cagının candamarı oluyor. susuzluktan dogan din bu petrol yatakları sayesinde yirmibirinci yuzyıla tasınıyor. susuzluktan kırılan insanlar petrol sayesinde zenginlesiyorlar.
su ve petrol, tarihe yon veren iki hayati sıvı.
paradoksal bir sekilde biraradalar, bence cok ironik.