Dünya dönüyor. Bir hacmi var. Bir düzeni, nizamı var. Evet dünya dönüyor. insanlar doğuyor ölüyor. dünya dönüyor. engel olamıyorum.
gücüme giden insanların doğması, ölmesi ya da farklı ruh hallerinde olması değil. farklı ruh hallerindeki insanların aynı ortamları paylaşması. biz kampüsün içinde derste hocanın yaptığı iğrenç esprileri değerlendirip kahkahalarla gülüyorken, birilerinin kamoüsteki hastaneden annelerini babalarını evlatlarını cenaze aracıyla evlerine götürürken ki ruh hallerine dayanamıyorum. insanım. insanız. aynı hastanede bi bebek dünyaya gözlerini açarken, yaşlı bir teyzenin ölüm kalım savaşının arasındaki uçurumlardan yere çakıldığımı sanıyorum. hastaneleri sevmiyorum.
her sey kaza yaptıktan sonra uyurken nefessiz kalmam ve hastaneye kaldırılmamla başladı. çekilen röntgenden sonra göğüs kafesimdeki çatlak kendini ele verdi. oksijen tüpüne bağlanıp gözlem odasında öylece yatarken odadaki yaşlı teyze dikkatimi çekti. odada ikimizden başka kimse yoktu. oksijen maskesi yüzünden kaymış, teyzenin nefes alış verişleri değişmişti. maskemi çıkartıp kolumdan serumu söküp koşa koşa teyzenin yanına koştum. nefesi kesiliyordu. ve yapayalnızdı. kıyafetlerini koyduğu eskimiş dökülmüş çantasını kimse almasın diye yatağın kenarına sıkıştırmış, yırtılmış bez ayakkabılarını yatağın altına itmiş. hastalığından dolayı hamile gibi karnı şişmiş. ve üzerine battaniye kalmadığı için yeleğini örtmüş. elleri, buz gibi. üşüyor. şokta ve bilinci kapalı. yanına koştuğumda yavaşça açtı gözlerini ve gülümsedi. canı yanıyordu. nefes alamıyordu. kolumdan serumu çıkardığım için açılan damaryolundan koluma kan akmaya başladı. canım acıyordu. ama karşımda kimsesiz bir teyze ölüyordu. o an ne kolum ne serum ne de batan nefesim umurumda değildi. yaklaştım ve teyzenin elini tuttum. iyi misiniz dedim. cevap veremedi. sadece uzun uzun izledi. teyzecim iyi misin dedim. elini tutuyordum ve birden elimi sıktı. bir şey oluyordu ve engel olamıyordum. teyzenin ağzından yeşil bir sıvı çıktı. teyze gözlerini kapadı. elimi sıkmayı bıraktı. teyze diye yüksek sesle seslendim. güvenlikçi girdi hemen odaya. ne oluyor dedi. doktor dedim. nolur doktoru çağırın ölüyor. siz yakını mısınız dedi. hayır tanımıyorum dedim. hemşire geldi. önce bana serumunuz bitti mi diye sorunca ben bağırmaya başladım, teyze ölüyor bir şey yap! doktor geldi ve bir hemşire daha. güvenlikçi beni dışarı çıkardı. 10 dakika kadar içeride kaldılar. teyze bilinci kapalı bir şekilde uyumaya devam etti. ölmesin diye öylece oturup dua ettim. bir yakını yoktu. bir çantası vardı ve bir de bez ayakkabısı. içim parçalandı o an.ama oradan ayrılmak zorunda kaldım. kaza yaptığım için adli vaka olarak kayda geçen durumum için polisin yanına gittim. ve sonra evime döndüm. teyze ölmedi. yaşadı. ben göğüs kafesimdeki çatlağın acısını hissettiğimde teyzeyi anımsadım. acım dindi. ama dedim ya dünya dönüyordu. ve dönmeye devam etti. engel olunamıyor.
Dünya dönüyor. Bir hacmi var. Bir düzeni, nizamı var. Evet dünya dönüyor. insanlar doğuyor ölüyor. dünya dönüyor. engel olamıyorum.