bir tatlı su hümanisti olarak anlatmak istediğim çok şey var bu konuda. halkın nefretini toplayan bir suç veya davranış karşısında mahkumun idamı toplumun her bireyi tarafından desteklenir. bu destekçilerin içinde, dindarı da ateisti de eşcinseli de heterosu da öğretmeni de öğrencisi de bulunur. yani karşıt görüşlü kişiler bile insanlık suçu(ölçüt belirtmedim) olarak adlandırılan kabahatleri icra edenlerin infazını ve idamını isteme konusunda hemfikirdir. ama burada çoğunluğun göremediği önemli bir nokta var. idam cezasının uygulanmasını şiddetli bir hınçla istediğini dile getiren; iyi kalpli görünen, adalet ve demokrasi savunucusu, insani değerleri koruyan ve ahlaki değerlere bağlı olan çoğunluğun içerisinde bile öldürme ve yok etme güdüsünün bulunduğuna ve her fırsatta dışarı yansımayı beklediğine tanık oluruz. bu kişiler kendileri bir insan öldürmese veya ağır bir kabahat işlemese bile, ilk fırsatta başka bir kişinin öldürülmesine ya da yok edilmesi durumuna seyirci ya da destekçi olmak için fırsat kollamaktadır. sadede geleyim, öldürme güdüsü ilkel zamanlardan günümüze kadar beynimize aktarılan bir olgudur. çözüm nedir diye sorarsanız, çözüm idam veya ceza değildir, çözüm ilkel benliği harekete geçiren, suça yönelten çürük sistemi ortadan kaldırmak veya değiştirmekle mümkün olabilir.