bu diziyi dünkü bölümde hissettiklerim nedeniyle seviyorum işte. galip derviş ilk kez yanıldı. faturasını da ağır ödedi. Derviş'in Nermin'i sevmesi nedeniyle tabağındaki karışık sebzeleri bile yemesi, mutfağın kokusundan rahatsız olmasına rağmen ses etmemesi, bir yabancının ördüğü atkısına hijyen mijyen dinlemeden sarılması... sonra o "kim benim gibi birini gerçekten sever ki?" kuşkusu ve o kuşkuyla karşısındakini yıkıp dökmesi... dünkü bölüm, en sevdiğim bölümler sıralamasında ilk üçü zorladı diyebilirim.
o değil de, hiç kimsenin seni gerçekten sevmeyeceğine inanmış olmak, sever görünenlerin hep bir art niyet peşinde olduğunu düşünmek gerçekten zor olsa gerek.