balyoz davası

entry127 galeri video1
    94.
  1. bu davadan bir tutukluluk öyküsü

    bu özeti
    --- alıntı -----
    Peki; hakkındaki suçlama neydi Bülent Akalın'ın?
    Astsubayların "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılıklarının kontrol edilmesi maksadıyla ev ve işyerlerinde gerekli inceleme yapmak!"
    Yani 11 günde 5 bine yakın astsubayın evini ve işyerini kontrol etmişti bu astsubay!
    Oysa iddiaya konu olan tarihlerde açık denizdeydi ve bunu kanıtladı.
    Sonuç ne mi oldu?
    16 yıl hapis cezası!

    ----- alıntı ----

    bu da yaratılan mağduriyet!
    --- alıntı -----

    "1988 yılında motorcu astsubay olarak savaş gemisinde göreve başladım.
    1990 yılında evlendim ve kızım dünyaya geldi. Yılda altı-yedi ayımı gemi görevimden dolayı evimden uzak geçirdiğimden, ailemin daha güvenli olması adına, 1992 yılında bankadan döviz kredisi alarak ev sahibi oldum.

    1994 yılında meydana gelen kur artışı ve devalüasyon ile battım ama yine de zorlukla da olsa borcumu ödemeye devam ettim.

    17 Ağustos 1999 günü Gölcük'te meydana gelen depremde bu ev yıkıldı. Eşim ve kızımdan haber alamayınca, görev yaptığım gemiden izin alarak bir gün sonra da olsa Gölcük'e ulaştım. Eşim ve kızım hâlâ enkaz altındaydı. Şükürler olsun ki; bir gün sonra da olsa onları enkaz altından yaralı olarak çıkarmayı başardım.

    Bu arada eşim tedavi görmeye başladı. Doktorumuzun tavsiyesi üzerine depremin acısını unutmak amacıyla çocuk sahibi olmaya karar verdik. Bunun üzerine 2001 yılı Ocak ayında oğlum dünyaya geldi.

    Oğlumuzun doğumu ile birlikte normale dönmeye başladığımız hayatımız, 2002 yılı Mart ayında tekrar çıkmaza girdi. Doktorun yaptığı testler sonucunda oğlumuzun otistik olduğunu öğrendik.

    Bir kez daha yıkılmış, bitmiş ve tükenmiştik. Dokuz yıldır bütün yaşam amacım oğlum oldu.

    Büyük şehirlerdeki özel eğitim imkânlarından yararlanmak için 2004 yılında Ankara'ya tayin oldum.

    Oğlum için 2002 yılında başlayıp 2011 yılına kadar devam eden mücadelem bu defa tutukluluğumdan dolayı bitti.

    Onuruma yediremediğim, tutuklu olmam değildir.

    Şerefimle yatarım.

    Ancak acımasızca, insafsızca, vicdansızca oğlumun yok oluşunu, eli kolu bağlanmış bir vaziyette izlemek beni kahrediyor.

    Şimdi sizlere, hepinize soruyorum. Bütün salona soruyorum:

    Bu acılarla ve sıkıntılarla boğuşan bir insan için zamanını ‘darbe hazırlığı kapsamında’ başkalarının takip ve kontrolüne ayırdığı iddiası ne kadar doğru olabilir? Ne kadar mantıklıdır?"

    --- alıntı -----
    http://www.ilk-kursun.com/haber/174567

    ama boşverin yaaa bunun önemi yok di mi?
    önemli olan rte'nin 3 ay hapis yatmış olması!
    0 ...