kapalı kasa minibüste sevişmek

entry8 galeri
    1.
  1. şartlar tam ve kusursuz sağlanırsa, verdiği haz katsayısı beş yıldızlı otelin suitinin su yatağından daha yüksektir.

    efenim, üniversitenin ikinci sınıfının yaz tatilindeyiz. malum okul tatil olduğu için bütün üniversite öğrencileri gibi ben de ailemin yanındayım. her genç gibi tatillerde sürekli ailenin yanında olmak, ilk zamanlarda hoş olsa da zaman geçtikçe gayet sıkıcı olmaya başlar. mesela istediğiniz gibi içip sıçamazsınız, arkadaşlarınızla rahat rahat takılamazsınız ve en önemlisi sevdiceğinizle böyle sere serpe, rahat rahat sevişemezsiniz. ve daha da kötüsü, üstüne de uzak diyarlardan aileye misafir gelirse, iyice yaşam alanınız daralır ki bildiğin kafese tıkılmış şempanze gibi hissedersiniz kendinizi.
    işte o yılın yaz tatilinde kafese atılmış şempanzeyi oynama sırası da bendeydi. samsun'da yaşayan dayımlar bize iki haftalığına ziyarete gelmiş, yaz tatilinin başında ayar verdiğim hatunu eve atıp, en mahrem yerlerine kadar bir güzel koklamak, top sakalımı malum yerlerine sürme hayalimin bir güzel içine etmişlerdi. ama yanlış anlaşılmasın, dayımı çok severim. bana yüzmeyi öğreten, çapkınlığın amentüsünü aşılayan odur. ona ihtimam göstermemek, sokakta gördüğüm ilkokul öğretmenimi tanımamazlıktan gelmek gibi bişeydi benim için. ve fakat öyle bir ahval içindeydim ki, hatunu bir gün aksatsam, pııırr diye uçup gidecek, dayımları boş bıraksam ayıp olacaktı. nese, allah sevenin yardımcısı olur dedim ve iki sevdiceği de birarada idare etmeye karar verdim. öğle sonrası hatun ile buluşuyor, akşama kadar idare ettiktn sonra da geri kalan zamanlarda dayımla zaman geçiriyordum. ama maalesef için için yanan hatunun ateşini söndürmek için uygun yer ve zaman bulamıyordum bir türlü. nese efendim, bu böyle bir hafta devam etti.

    bir gün sabah banyonun klozetinin üstünde sabah kakasının ifrazatını ifa ederken aklıma müthiş bir fikir geldi. tabi lan dedim, ne uğraşıyom ben amk. hem de gepgeniş, rahat rahat. dayımın hyundai h100 marka bir kapalı kasa minibüsü vardı. hani böyle bilirsiniz, sadece ön, şoför ve yolcu kapısında cam var, arka tarafı full kapalı. hem de dayım temiz adamdır. böyle kamyonetinin içini her gün temizler. ayrıca istisnai durumlarda kullanmak üzere de büyükçe de şiltesi vardır minibüsün arkasında. hemen tuvaletten çıkıp elimi yüzümü iyice bir yıkadıktan ve üstümü değiştirdikten sonra kahvaltı masasına uturdum ve on dakika geçtikten sonra, arkadaşlarla pikniğe gidicez yalanıyla dayımdan minibüsün anahtarını kaptım. ve tabi hemen faaliyete geçip hatunu aradıktan sonra her zamanki buluşma mekanımızda buluştuk. ama öyle hemen arabaya atıp görmemiş açlar gibi saldırmak olmaz. önce alışık olduğu üzere muhabbet ettik, biraz oynaşıp biraz da kur yaptıktan sonra "gel, seyir tepesine gidelim, biraz değişiklik olur" diye teklifte bulundum, ve hemen kabul etti. aslında plan basitti; seyir tepesinde biraz oturup bişeyler içecek, hatunu iyice kıvama getirdikten sonra da o civarlarda bulunan, her zaman kullandığım, eski, terkedilmiş ve virane bağlar arasında konuşlu mekana minibüsü çekecek ve elbette sonra "ver alahım ver" yapacaktım. arka sokağa parkettiğim minibüsü görür görmez hain planımı anlamış olsa ki hınzır bir yüz ifadesi eşliğinde "bu ne yaaaa, yuh!" diyerek alaylı bir soru sordu. "bugün bu var, idaret et şekerim" dememle attığı alaycı kahkahayı da tüm sokak duydu nedeyse.

    nese efenim seyir tepesinde bir yarım saat geçirip iyice kıvama getirdikten sonra bahsettiğim virane mekana çektim minibüsü. zaten olayın aslını baştan anlamış hatun bu güzergah değişikliğine gıkını çıkarmadı. planım tıkır tıkır işliyordu ve hatun da bu yolda hiç zorluk çıkarmıyordu. önce minibüsün arkasına geçmeden ön koltukta iyice bir ısınma turu attık. sonra minibüsün arkasına geçip, dayımın ihtimalleri düşünerek bulundurduğu şilteyi serip çırılçıplak attık kendimizi üstüne.

    yazın sıcağında iyice azmış hatunun cayır cayır dudakları, sanki hiç tatmamış gibi tüm vücudumda geziniyordu. bu işi çok kereler yapmış bir hatun gibi durmuyordu ama muamelesinden de hiç acemi intibası yaratmıyordu. anladım ki şu an bizi doyuracak en güzel vaziyet, 69 denen, emmenin ve yalamanın dip noktası olan pozisyona sere serpe girişmekti.hemen pozisyonu aldık. allahtan ikimiz de evden çıkarken duş almışız. yoksa o sıcağın yarattığı iğrenç vaziyetten dolayı çekilmezmiş amk. ben ve o, iğrenmeye ramak kalana kadar devam ettik. cinsel birleşme nice zaman sonra geldi aklımıza. üstüme alıp kallavi penisimi içine almasına izin verdiğim zaman farketmiştim ki testislerim ağzına kadar meni dolmuş. o kadar 69 un üstüne erken boşalma korkusundan kelli hızlı bir girişe izin vermedim. yavaş yavaş devam ettik. ayrıntılarla boğmak istemiyorum ama boşaldığımda hatun yüzüstü yatıyordu, o kadar abartmışız yani. birbirimizden hevesimizi aldıktan sonra uzunca bir süre minibüsün içinde soluklandık, dinlendik. allahın ıssız mekanlarında çırılçıplak yakalanma korkusu bünyemi sardığı zaman da hemen toparlandım onu da uyardım ve minibüsün şoför mahalline geçip önce kızı eve bıraktım, sonra da bitap vaziyette eve attım kendimi. eve gelir gelmez dayıma anahtarı verdim. sonra anlayıp anlamayacaklarını aklıma bile getirmeden direkman duşa girdim. iyice bi rahatladıktan sonra da elbiselerimi değiştirip balkonda kahve çay keyfi yapan dayımın yanına gittim.

    valideye kahve siparişi verip karşısına oturduğumda ne yaptığımı anlamış gibi bıyıkaltından gülüyordu.

    malum, hacı hacıyı mekkede, ibne ibneyi dakkada...
    0 ...