hürrem sultan'ın o malum dizideki haliyle uzaktan yakından alakası yoktur. hürrem sultanı tanımadan yorum yapmak cahillikten başka birşey değildir tabi bu bütün insanlar içinde geçerli sadece hürrem sultan değil. hürrem sultan şiirden anlayan gayet iyi yürekli, müslüman ve akıllı bir kadındır bunu anlamak için şu dizelere bakmak yeterli:
"Ey sabâ, sultanuma zar-u perişan diyesün
Gül yüzünsüz işi bülbül gibi efgân diyesün
Firkatinde sanma derd-i dile dermânum yeter
Bulmadı kimse ânın derdine dermân diyesün
Tiğ-i derdiyle delub yüreğimi dest-i gâm
Ney gibi firkatle hasta vü nalân diyesün.
(Ey sabârüzgârı, Sultanıma perişan ve ağlamaklı olduğumu söyle. Gül yüzün olmayınca, yapacağı şey bülbül gibi figan etmektir de. Ayrılığında sanma dermanım bu derde yeter. Kimse bu derde derman bulamadı. Dert kılıcı ile yüreğimi deldi bu gam. Ney gibi ayrılık acısı ile hasta deyiver.)
Gâmlı gönlümün yatıştırıcısı, yaralı kalbimin merhemi o kimsedir ki, onun âşkı gönül tahtımın sultanıdır. Her ne kadar cihanın sâadeti isem de onun kölesiyim. Yüz bin kere yanmış sine ile arz olunur ki, benim Firdevs Cennetimin goncası Sultanım. Gaddar felek, benim gibi bir dertliye zulmedip, canıma türlü türlü ayrılık hançerleri saplayıp ve benim miskin gözümün yaşına bakmayıp, siz yüce ve ebedi cennetin goncasını benden ayrı düşürdü ise, rahatım zahmete, şahlığım tasaya, hayatım mahva yüz tutup, gün be gün feryâdımdan insan ve cinler yanıp tutuşmuştur. ihtimaldir ki gözyaşıma Allahın inayeti yetişip hayatımı gene bana kavuşmayı mümkün ve kolay kılacak, bu kadar ayrılığımdan ve yabanda kalışımdan beni esirgeyecek!
Benim Yusuf yüzlüm, şeker sözlüm, lâtif, nâzenin Sultanım! Allah dergâhına yüzüm süpürge kılıp niyâz ederim ki; mübarek yüzünüzü yine tez zamanda bana göstersin! ilâhi, eğer denizler mürekkep, ağaçlar kalem olsa dahi, bu ayrılığın açıklamasını yazabilirler mi? Ayrılığa düşenin halini bilmek isteyenler, Süre-i Yusuf okusun, bu hali ancak o tefsir eder.
Gözümün nuru Sultanım! Gece yoktur ki âhlarımın ateşinden bütün âlem yanmaya. Seher yoktur ki, gül yüzünüzün arzusuyla ağlamaya ve feryatlarımdan felekler parçalanmaya,
Rumuzu şeb gibi tarik etti ey may-i iştiyak
Müşkil olur iftirak, ah iftirak, vah iftirak
(Gündüzümü gece gibi karanlık ettin ey Ay! Zor olur ayrılık, ah ayrılık, vah ayrılık )
Ah benim Sultanım! Ayrılık ateşinin sınırı yoktur. Şimdi siz de bu derd-mendi esirgeyip mektub-ı şerifinizi bu tarafa göndermeyi geciktirmeyiniz. Bari onunla canıma rahat hasıla ola..!