birinde kendi üniversiten torpil karşılığı seni atar.(yardımcı doçent)
diğerinde farklı üniversitelerin ünlü profesörleri tarafından girilen sınavdan alnının akıyla çıkmasıyla doçentlikten profesörlüğe atanmak.(profesör)
ama apayrı bir konu olarak hiç bir zaman sizi dinlemezler. burunları havadadır . cümle düşüklüğü yapmıştır ama tırsıklığınızdan düzeltirken özür dileyerek düzeltirsiniz. oysa ki sizin yazınızı bombok eder karışır saçmalar ama kesinlikle sesinizi çıkaramazsınız. istediğiniz şeyi yapamazsınız çünkü o danışmanınızdır siz sadece peki hocam dersiniz. demek zorundasınızdır. sonradan niye özgür düşünce yok derler.
edit: yardımcı doçent sınavında üniversite kadroyu açar ve atama yapmak istediği kişiyi girdirebilir(!)
profesörlük için ise doçentlik sınavından başarıyla geçmek zorundasındır ki asıl en zor olanı ve bilgiyi yoklayan budur. sonra profesörlüğe atanır.