binlerce yıldır hakkında tartışmaların cereyan ettiği bir konudur ahlak. tanımlaması çok zordur, ama neyin ahlaklı neyin ahlaksız bir davranış olacağı konusunda bir fikir yürütmek, nispeten daha kolaydır.
asıl sıkıntı ise, ahlakın din ve inançlarla birleştirildiği yerde başlar. bu durum platodan devşirme, şu soruyu akla getirir "bir şey ahlaklı olduğu için mi din tarafından yüceltilir; yoksa sırf din tarafından yüceltildiği için mi bir eylem ahlaklıdır?
ikinci bakış açısı insanlarda akıllara zarar bir takım yaklaşımları doğurabilir. olaya bu şekilde (sırf din tarafından yüceltildiği için ahlaklıdır) bakan bir insan için kendisi ile aynı inanca sahip olmayan bir kimsenin ahlakından bahsetmek mümkün değildir. çünkü o, yanlış sebepten dolayı ahlaklı eylemde bulunmaktadır. ayrıca böyle bir yaklaşıma göre dinin ve dini inançların sorgulanmasının önü kapalıdır. örneğin, her ailenin üçüncü doğan çocuğunu tanrıya adak olarak adamasını isteyen bir dine inanan şahıs, bunun ahlaklı olup olmadığını sorgulayamaz. çünkü ona göre ahlak sadece dinin emrettiği şeyler olarak sınırlandırılmıştır.