gelenecek nesillerin bir zamanlar diye anacağı iletişim aracı. aslında ben de adam akıllı mektup almadım sadece üç mektubum vardı o da bana çok aşık olduğunu anlatmak isteyen adamdandı. yaşına göre zeki adamdı. gülümsetti.
Mektuptan bazı yerler...
Evet, bu sefer yazıyorum. Yazıyorum çünkü insanın içinde yazılmayı bekleyen mektuplar vardır. Bu gencin yazılan ilk mektubu da sanadır güzel kız. Gerektiğinde tartışıp münakaşa içinde oluyoruz, bazen bakıyoruz ki aramız ekşi. Bkz:ekşi * aniden küplere binişler, pişman oluşlar, pis sırıtışlar, tirajdan kaygılanışlar, hemen moda girişler, fonla dram artışları Ama ne var ki geriye kalan yaşamın ilk gününde öpüşüp barışmalar. Bu kadar da birbirimize tutkuluyuz. Biz de yaşadık belki zorlukları, kıskançlıkları ama farklıyız ki birbirimiz için bir türlü birbirimiz olmadan edemedik. Nedir bu aramızdaki? Aşkın senfonisi mi? Yan etkisi var mıdır bu senfoninin. Soruyorum çünkü hani böyle tencereden tabağa doğru, kepçe ile çorba alırken o kepçeden, çorba tencereden tabağa kadar giderken arada dökülmesin diye kepçenin altına tutulan tencere kapağı gibi hissediyorum kendimi. Şaka yapıyorum sadece anlık tripsel cümleler *
Limonlu schweppesim, paprika pringelsm ne güzeldir bu aramızdaki uyum. Ne kadar özeliz. Ben bana verileni birkaç haftada kelebeğe dönüştüren biri, sen bölüm sonu canavarına sarılıp uyuyan biri o bakışların nükleer serpinti etkisi yaratıyor bende. Seni görünce sendeliyorum resmen. Mecnun falan değilim ama senin için William Shakespeare gibi yazdım. Bienal bir durum bu
Seni seviyorum. Her ne kadar NASA senin dünyaya gelişini örtbas etse de benim sana olan aşkımı edemedi. Yeniden mecnuna döndürdün beni. Bunun net bir tezahürü bu mektuptur. Mektubumu Orhan Veliden bir şiirle bitirsem nasıl olur diye düşünüyorum ama 0,7 rayting ucum bitiyor.