1991'de (bazı kaynaklar 1992'yi de işaret ediyor) ölmesine rağmen ölümüyle ilgili net bir bilginin olmamasıyla ve ölümü üzerine söylenen farklı yorumlarla anımsanan, çok iyi bir insan olduğu söylenen hatta süheyl eğriboz 'un bunu çocuk saflığı ve aklıyla ifadelediği kocaman kalpli sivas 'lı oyuncu.
''hakkında söylenenlerden birisi; '' yapılan söylenmez okurlarımız yanlış anlamasın diye başlıyor. ama boğazına düşkünlüğünü bilin diye anlatıyorum. bir gün çekim dönüşü karşılaştık yadigar'la. borç verir misin? karnım aç, yemek yiyeceğim dedi. birkaç sokak ötede bir kuru fasulyeci vardı. gel benimle dedim, gittik. o sıralar, kuru fasulye-pilav 1,5 liraydı. garsona sordum, bu adam doyana kadar yemek yerse ne kadar tutar? garson garibim, yadigar'ı şöyle bir süzdü, tutsun tutsun 10 lira tutsun dedi. nereden bilsin yadigar'ın boğazına düşkünlüğünü... 10 lirayı verip, çıktım. sabah geldim öğrendim ki, bizim ki 8 porsiyon kuru-pilav, 4 tane de sütlaç yemiş. ''
süheyl eğriboz'un da vurguladığı gibi çocuk aklıyla arkadaşları arasında çabucak gaza getirildiği, içine kapanık olduğu, kimseye zarar vermek istemediği,ayağındaki bitmeyen şişkinliği ve boğazına düşkünlüğü, kıt kanaat geçinse de sinemadan hiç şikayet etmediği ve geçenlerde birgün 'ün de yayınladığı o malum 1 mayıs işçi bayramındaki fotoğrafından geriye ne kaldı ki?
neydi o söylenegelenler:
''üçüncü sınıf lokantalarda doyurur karnını
uyur üçüncü sınıf otellerde
üçüncü sınıf rollerde oynar
birinci sınıf kalple''
''birçok kimse onun durumuna düşmedi,çünkü kimse sinemayı onun kadar sevmedi.''
''sen gittin gideli, üçüncü sınıf lokantalar ve oteller öksüz,
üçüncü sınıf roller eksik!''