cevabı çok basit aslında. kendi kendimize yarattığımız bir canavarın kurbanıyız, o da bekaret.
bekaret denen şey olmasa ne erkek kadını bu kadar arzulardı, ne de kadın erkekten bu kadar kaçardı. insanlar gerçekten istedikleri kişiyle birlikte olur, kadınlar orospu damgası yemez, erkekler skor derdine düşmezdi.
bebekken çişinden, bokundan mikrop kapmasın diye kendisine bahşedilmiş amiyane bir zarı kutsamıştır insanoğlu. kendisine bir amaç, bir araç ve bir oyuncak haline getirmiştir. evlenmeden kız bozmak marifettir, evlendiğin kızın bakire olması daha büyük marifet. bu ne yaman çelişki anne.
velhasıl bekarete, daha doğrusu minnacık, ufacıcık bir zara yüklenen anlam değişmediği sürece türkiye cinsel açlığın afrikası da olur, tecavüzün, abazalığın, ahlaksızlığın başkenti de olur. ama en çok da ikiyüzlülüğün merkezi olur. bacısını ''sözde'' sapıklardan, cinsel istismarcılardan koruyup öte tarafta skor peşinde olanların cennetidir türkiye.