Yapmaya çalıştığımız ve çalışmaya devam ettiğimiz sürece hiç bi zaman gerçekleştiremeyeceğimiz eylem.
Bu noktada hayatın insanlığa attığı en büyük kazıklardan biri duygusal hafızamız.
Unutma güdüsünün temelinde öfke acı vb uç duygular yatar.
Unutmak gerçekten var mı bunu bilemiyorum.
Ama 'unutmam gerek' bıdıbıdısından daha hastalıklı bir şey daha yok.
Bir şeyi unutmaya çalıştıkca anımsarsın. Çalışmasan bile unutulması gereken şeyler her an anımsanmak üzere hazırdır.
Hem unutmak niye?
içinde rahatsız eden duygunun unutunca geçeceğini düşünüyorsun.
Oysa unutmak kolaya kaçmak gibi görünse de en zoruna sığınıyorsun.
Zihinde var olan bir adayı suya gömmeye çalışmak kendine haksızlık değili mi. Bence öyle.
Neler yaşadın bilmiyorum. Unutmak istemene sebep olacak duygun ne bunu da bilemem.
Ama o seninle var olan bir şey. Insan bunlarla beslenir. Eğer 'unutma' çabasına düşersen onları besler ve zihnindeki görüntülere bağımlı hala gelirsin. Yani bu böyledir.
Bir şey yaşadın. Belki inanılmaz güzeldi, belki de baştan aşağı kabus.
aşık oldun, aileni kaybettin vs bilemem.
Ama Unutmak yerine kabullenmek daha kolay. Bunu söyleyebilirim.
Onu oradan silmene gerek yok.
Hafızanda ve hayatında nerede durduğunu nereye ait olduğunu gör, üstünü örtmek yerine olduğu yeri kabullen ve bi yerlere tıkıştırmak yerine ona bi raf ayır.
Oraya yerleştir.
Günün akışında gözüne çarpmaz, zamanla tozlanır ve olduğu yerde durur.
Sen istersen açarsın.
Hayat kendi tercihlerimizi sunmuyor çoğu zaman.
Payına düşeni almış olablirsin. Hata da yapabilirsin.
Iki durumda da mutlu ol.
Ilkinde bi maceraya atıldığını düşün.
Hata yaptığında ise kendinle gurur duy.
Hatalarının 'senin' olduğunu bil, hepsi bi armağan.
Hayattaki en büyük olgunluk 'kendi' tercihlerinle yaptığın hataların sonucunu da kendin ve kararların kadar sahiplenebilmektir.