Dokuz günlük Kurban Bayramı tatilini fırsat bilip, "Şöyle bir Amarika'ya gidelim de görelim neymiş, hem ucuz bilet de bulduk, ne duruyoruz o zaman!" düşüncesiyle "Okyanus Havayolları"na ait "831 nolu" uçuşa doluşan Türkler, uçağın Atlantik Okyanusu üzerinde infilak etmesiyle kendilerini bir anda ıssız bir adada bulurlar.
SSK Okmeydanı Acil Servis doktorlarından Jack de (N. işler) bu yolcular arasındadır ve gözlerini adada açması ile gaipten gelen "Doktor Jack, Doktor Jack acilen sahile bekleniyorsunuz." sesini duyması bir olur. Hızla sahile koşan (ve dizinin ilerleyen bölümlerindeki geri-dönüşlerde Aliye isimli eski aşkıyla hüzünlü ayrılışını izleyeceğimiz) Dr. Jack, "anam anam" feryatlarıyla inleyen yolcularla karşılaşır ve olaylar gelişir.
Dizi ilerledikçe adanın hiç de öyle ıssız bir yer olmadığı ve bu adada zamanında (Sorosçu olmakla suçlanan) Dharma Vakfı ile TUBiTAK'ın ortak çalışmalar yürüttüğü ortaya çıkar. Bu çalışmalar adanın manyetik dengesini bozmuş ve yönlerin tespit edilemez hale gelmiştir. Bu da başta ada imamı Mr. Eko (Nouma) olmak üzere, çoğunluğun moralini feci halde bozar. (Bkz. Bölüm 8 Kıble Nerede Be Hacım?)
Sayısal'da gizemli sayılar "3 5 8 31 40 41" rakamlarına oynayıp paranın gözüne koyan Hurley'in (A.Demirer) ada hakkında sürekli söylediği "Abi ben burayı biliyorum, Acun'un adası burası, Survivor Türkiye Yunanistan da burada çekildiydi." cümlesi ve John Locke'un (M. Alanson) burnuna sürekli gelen kaşarlı tost kokusu da adanın gizemini arttırır. Nitekim yolcular bu adada yalnız olmadıklarını anlayacaklar ve olaylar gelişecektir.