hani böyle sabah kalkarsınız da güneşe bakmak istersiniz ama uyku mahmurluğu ile gözleriniz de hafif bi acıma olur;
hani böyle evinize gelmiş yaramaz bir çocuğa kızdıktan sonra, çocuk acaba yine kızar mı korkusuyla gözlerinize bakar böyle son derece afacan, sırıtmak gelir içinizden hani;
hani böyle yağmur yağar bazen de o yağmura bir türkü söyler bir yudum çayla eşlik edersiniz;
hani çok sevdiğiniz biri iğrenç bir espri yapar da o espri bile tatlı gelir gülersiniz;
hani böyle deli gibi kar yağar ama o yağan karı seyrettiğinizde içiniz ısınır herkese sarılmak istersiniz;
hani yanınızda davul çalarken ses dalgaları içinizde güm güm eder bi tuhaf hissedersiniz;
hani köyde böğürtlen yerken parmaklarınız mor renk olmasın diye uğraşırsınız da sonra o çabalar fayda vermez siz de salıverirsiniz;
hani deniz kenarında büyük bir istiridye kabuğu bulup kulağınıza dayarsınız da denizin sesini duyduğunuzu sanırsınız, mutlu olursunuz;
hani uzun zamandır dinlemediğiniz bi şarkıyı duyarsınız da o şarkı burnunuza eskilerden bir koku getirir,
hani erik yerken üzerindeki damlacıkları tuza batırdığınızda tuzun toplanmasına gülümseyerek bakarsınız,
böyle böyle hayata dair sayısız enstantaneyi taşıyan ve size yaşatan bir yazar.
askere kadar geçen süre çarçabuk bitti, geri kalan 6 ayı da bir çırpıda yer bitirir inşallah. ********
peşin edit: nick altını açtım, saldırınn!