Mehmet tezkan, bugün milliyette, demokratikleşme paketini yazmış, çok da güzel yazmış yoo ben tıklamak istemem diyenler için amme hizmeti:
demokratikleşme paketi sonunda meclise gönderildi.. gönderildi ama içi söylendiği gibi çıkmadı..
kıyısından köşesinden yeni yasaklar getiriyor..
mesela kamu kurumu tarafından yürütülen projenin hayata geçirilmesi gibi faaliyetleri engelleyenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası geliyor..
tuzak madde!..
eylem niye yapılır; o projenin hayata geçirilmesini engellemek için.. mesela, hese karşı eylem yaptınız, eylem nedeniyle çalışma bir gün durdu, iki gün durdu, on gün durdu..
göstericiler, 5 yıla kadar hapisle mi yargılanacak?
şu da var; protestolar genellikle kamu faaliyetlerine yöneliktir..
bir başka tuzak madde.. toplantı ve gösteriler için günlük yaşamı zorlaştırmama maddesi getiriliyor..
yani kent merkezinde gösteri olmayacak..
peki nerde olacak?
dağda, bayırda mı? eylemler taraftar bulmak, bir meseleyi geniş kitlelere duyurmak, dikkat çekmek için yapılır..
amaç budur.. günlük yaşamın olmadığı yerde yaparsanız, kendiniz söyler kendiniz duyarsınız..
bi işe yaramaz..
i̇stanbula bakalım.. yenikapıda deniz doldurularak bir milyon kişilik miting alanı yapılıyor.. bitince valilik git eylemini orada yap, bildirini orada dağıt diyecek..
bildiriyi kime dağıtacaksınız?
martılara mı?
i̇şin daha da vahimi gösterilere katılan herkes artık fişlenecek.. polis bütün toplantı ve gösterileri görüntüleyecek..
herkesi tek tek kayda alacak!..
zaten çekiyor diyeceksiniz? çekiyor da her türlü toplantıyı resmen çekemiyor..
bu nasıl demokratikleşme paketi anlamadım.. protesto, gösteri, yürüyüş gibi eylemlerin önüne engeller getiriliyor..
gizli yasaklar..
bizim secdemiz farklı mı?
bir süredir kullanılan dil beni rahatsız ediyor..
hele iktidar cemaat kavgasından sonraki ifadeler ayrıştırıcı.. birçok kişi telaffuz etti en son yeni şafaktan halime kökçe dillendirdi..
cemaate şöyle seslendi; biz aynı secdeye baş koyuyoruz.. sorum şu; biz başka secdeye mi baş koyuyoruz?
cemaatten veya iktidar tarafından olmayanların secdesi ayrı mı?
gezi olayları sırasında başbakan da benzer bir yaklaşım sergilemişti.. yüzde 50yi evinde zor tutuyoruz dedikten sonra şu cümleyi sarf etti; bizim bir besmelemiz yeter.
öteki yüzde 50nin besmelesi ne olacak?
onların besmelesi besmele değil mi? farklı mı?
anlayışım şu; herkesin secdesi, herkesin besmelesi eşittir.. fark yok mudur derseniz, belki vardır..
takdir allahındır..
bardağa dolu tarafından bakalım!..
demokratikleşme paketiyle; gezi, hes, odtü gibi eylemlere katılanlara ceza getiriliyor..
2 yıldan 5 yıla kadar..
bardağa dolu tarafından bakarsanız iyileşme..
niye mi?
bu tür eylemlere katılanlar için şimdi çok acayip cezalar isteniyor.. kimi örgüt üyeliğine sokuluyor, kimi örgüt adına hareket etmekle suçlanıyor..
i̇stenen ceza; 7.5 yıldan 15 yıla kadar..
mesela polis veya savcı sana örgüt üyesi damgasını vurdu mu; yandın.. bizim hukuk sistemimize göre, örgütten olmadığını sen kanıtlayacaksın..
hadi örgüte sokamadılar diyelim; örgüt üyesi olmamakla birlikte... diye başlayan madde var ona sokarlar..
çarpıcı örnek i̇zmirden..
gezi parkına destek gösterilerine katılan barış çakır polise taş atmaktan tutuklandı..
taş attığı tarih 1 haziran..
3 haziran günü marksist-leninist-maoist silahlı örgüt polise taş atın bildirisi yayınlamış..
çakır, bu örgüt adına suç işlemekle suçlanıyor; 7.5 yıldan 15 yıla kadar..
2 yıl nerde 7.5 yıl nerde; 5 yıl nerde 15 yıl nerde.. birinde eylemcisin, ötekinde terörist..
bu açıdan bakarsan, polyannacılık oynamak istersen demokratikleşiyoruz!..