amerika, israil veya ingiltere vatandaşı olarak elbette denilebilir ki:
-ben çeşitli çıkar gruplarına hizmet eden devlet politikası doğrultusunda kilometrelerce uzakta bulunan, vatanımla uzaktan yakından hiçbir alakası olmayan bir ülkeye işgal tertipleyen bir orduda zorunlu askerlik görevimi yerine getirmek zorunda değilim!
ancak otuz yılı aşkın süredir, asırlardır bu topraklarda yaşayan bir topluluğun dış güçlerin kışkırtmalarıyla bu vatanın evlatlarını, vatandaşlarını, sivil yurttaşlarını gözünü kırpmadan öldürmesine rağmen ben bu ülkede askerlik görevimi yerine getirmiyorum. beni savunurken ölen kardeşlerimin hepsinin cahil, işe yaramaz ve de ülkenin geleceğine tek katkılarının canları ve etleri olacağını aşağıdaki cümlelerimle tasdik ediyorum:
"(vicdanî redciliğin) vatan hainliğiyle uzaktan yakından alakası yoktur, vatan borcunu çok daha yararlı şekillerde ödeyebilecek binlerce mühendis askere alınıp boşu boşuna YAT! KALK! gibi gereksiz emirlerle uğraşmakta ve de heba olmaktadir!"
halbuki Türkiye Cumhuriyeti denilen ülkede ve tarihinde görüldüğü üzere, her türlü savaşta ve olağanüstü halde bu millet tek yürek-tek bilek olmuştur. zorunlu askerlik de en azından beş-onbeş aylık dönemlerde tüm vatan evlatlarını böyle bir savaş anında silah tutar hale getirme amacı gütmektedir.
eksi kırk derece soğuklarda dağ başında, bizleri koruyan kardeşlerimizi sadece televizyonlarda ve bilgisayar ekranında gördüğüm eli silahlı piskopat yaratıklardan biri sanmamdan dolayı şu cümleyi bile sarf edebilirim:
"ben bir hayvanım, içgüdülerimi engelleyemiyorum"
çünkü bu kardeşlerimizin yapacak bir işleri yoktur onun için adam öldürmeye dağa çıkmaktadırlar.
ve günün birinde bir yakınım bombalı saldırıya kurban giderse veya bu ülkede yaşanabilir güvenli tek bir nokta kalmadığı günlerde de devlete, millete ve bizi koruyamayan Türk ordusuna lanet yağdırmayı da görev bilirim.