dünkü konuğu üstat/ samimi ozan/ gönül adamı cenk taner 'di. cenk taner ve karabataklar'ın 4 kişilik grubunda 2 kişinin ismini bilememesi daha sonra da blue grubuyla yersiz mukayesesi ve pot kırışını geçelim, bunlardan da önemlisi cenk taner gibi bi adamı yakalamışken derli toplu birkaç soru soramaması ve diyalog yetersizliğiyle kafama kazınmış ve konuyu twitter'la olan haşır neşirliğiyle ziyadesiyle kilitlemiş hatun. bence 20-25 yıldır bu müzik piyasasının içinde hatta aynı zamanda kalitesiyle dışında olan ve özellikle düşünselliği(edebiyat ve felsefe) ön plana çıkaran bir müzisyen ön hazırlığı fazlasıyla hak ediyor diye düşünüyorum. yani bunları yapamadığında ve çıkan grup elemanlarının ismini hatırlayamadığında program yavanlaşıp gidiyor. konuklarının ağırlığına rağmen.
dün kendisine dair tek güzel şey, beatles tişörtü giymesiydi. üstatın gülümseleri,el kol hareketleri(mimikler), kadıköy 'e dair bizim sevgimiz dostane- kadıköy milliyetçiliği değil demesi, leonard cohen esprisi,şarkıyı teknik formda hazırlamak demek onun samimiyetini alır götürür söylemi, son derece leziz canlı performans bize fazlasıyla kafi geldi. tek sorun ziyadesiyle hazırlıksız ipek atcan'dı maalesef.