önceleri stajyer olarak gittiğiniz yere alışma safhasındasınızdır. genelde ilk haftalarda ayaklar geri gider. çünkü yabancı bir kişiyi kimse istemez ,rahatını bozmak istemez. sonra mı? alışınca herşey güzeldir. yeni arkadaşlıklar yakınlıklar. bu sefer ise gidiş zordur. hele yeni bir yere başlarsanız hep yeni baştan ve hep yine zor ayrılacağım yer diye kalacağını bilirsiniz. işte artık sizin stajyerleriniz olmuşsa (hocanız sayesinde);
hocanın asistanı iseniz ve yazın gelen stajyerler başınıza kalmışsa önceleri her dakika size kene gibi yapışmaları sıkar o kadar işin arasında. sonradan iş eğlenceye varır. işi öğretirsiniz ve onlara yaptırırsınız. yaş olarak bir iki yaş fark olduğundan zaten arkadaş gibisinizdir. espriler gürle. ama kötü espriye bile gülen tiplerdir. çünkü gülmek zorunda hissederler kendilerini. * sizin herşeyinizi dinlerler. çünkü öğrenecekleri çok şey olduğunu ve bu konuda bilgi ve deneyime sahip olduğunuzu bilirler. hoca stajyerlerle ilgilenmez bir yerine takmaz(!) ve onların izinleri ,kaytarmaları her boku sizden çıkar. siz de bazı günlerde ''hastaneye gitcem'' diyerek kaytardığını bilirsiniz yarın da ''hadi anlatsana nerelere gittin'' dersiniz. her şey geyiktir. ama bazen abartırlar. kurumu çocuk oyununa çevirirler. onlar abartırsa siz de klima ve kapı kapatıcı yaparsınız. ''zamanında ben az çekmedim ulan'' dersiniz. ama yine şakayla karışıktır her şey. eğlencelidir. elinizin altında imkanlar vardır hocalarınız karışmaz siz de bunu işi eğlence haline getirirsiniz stajyerlerle. hepsi zekilerdir, eğlencelidirler(çoğunlukla). en zoru ise ayrılmaktır. çünkü hep bilgi verirsiniz hep gelirler hep bir şeyler paylaşırsınız hep gülersiniz eğlenirsiniz. sonuç onlar gider yerine yenileri gelir. alt tarafı boktan bir öğrenci olsanız bile hocalığın kenarını yaşarsanız ne kadar garip olduğunu anlarsınız demekle kalırsınız. onları beklemezsiniz çünkü gelmezler. ben de olsam gelmezdim gelemezdim. her şey yerinde güzeldir ve gitme zamanı geldiyse kısa dönüşler çok anlamsız kalır.