başlığın altındaki dahiyane analizleri görünce siber alanda sıkışıp 140 karakterle devrim kasan komüncüler geldi aklıma. burdaki sevimli petibörler de aynı şekilde. üç gramlık zekayla sözlük köşelerinde amigoluk yaparak, "nasıl koyduk ama" teması işleyip kendini tatmin etme çabası falan filan. insan üzülüyor tabi. muhalefet yapabilmek adına, "göt kılı, makarna kömür gemicik" edebiyatından başka hiçbir siyasi unsuru bünyesinde barındırmayan tipler için insan üzülmesin de ne yapsın. her neyse.
kemalcilerde güvercin taşşağı kadar beyin olmadığını bir kez daha onaylayan bir köşe attırgacının üç satırlık yazısıdır.
kemalci kafaya göre dış politikadaki mevcudiyet şu olmalı; iki ülke, iki lider, ya da iki siyasi parti atışmışsa veya düşmansa bu durum kıyamete kadar böyle sürmeli. kemalci kafa uluslararası ilişkilerde bu işin geri dönüşü olmadığına inanır. örneğin; herkesin malumu, milli mücadele döneminde batı cephesinde yunanlılarla uzun ve kanlı çarpışmalar oldu. netice itibari ile her iki millet için de bir can düşmanlığı söz konusuydu. kemalci hanzoya göre bu durum ilelebet böyle sürmeliydi. fakat bu bok torbaları, mk atatürk ve yunan başbakanı venizelos arasındaki dostluğu bilmezler. neticede barışçı yöntemlerle nüfus mübadelesi sorununu bu iki devlet adamı çözdü. ilişkiler de aşağı yukarı iyi gitti. ta ki kıbrıs sorunu patlak verene kadar. e şimdi sen çıkıp diyebilir misin; "paşa paşa, daha dün yunanlılarla birbirinizi doğruyordunuz, şimdi ise masa başında şen kahkalar atıyorsunuz." amö nö ölgösö vör şömdö? amına kodumun spastiği ortada çözülmesi gereken bir problem var. neyse lafı uzatmaya gerek yok. bir devletin başındaki yönetim, konjonktür neyi gerektiriyorsa onu yapar. senin bir ülkeye nota vermiş olman ertesi sabah savaş ilan edeceğin anlamına gelmez. iran'a yıllarca ambargo uygulayan ve her fırsatta tehditler yağdıran amerika birleşik devletleri bugün iran'la sıcak temas halinde. peki nasıl oluyor bu iş? kafan basmıyor değil mi? ebeveynlerinin amına koyayım, senin gibi bir molozu dünyaya saldıkları için. her neyse.
barzani meselesine gelince; çözüm sürecinde aktif rol alması zaten kaçınılmaz olan bir konumda bulunmasından öte, işin sonraki boyutu için önem taşıyor. türkiye'nin en önemli ithalatı petroldür. iç savaştan önce türkiye hükümeti katar petrollerinin suriye üzerinden kerkük-yumurtalık petrol boru hattına bağlanması konusunda esed'le anlaşmaya varmıştı. fakat iran ve rusya'nın etkisinde kalan esed'in bu anlaşmadan vazgeçmesiyle türkiye buna karşılık barzani yönetimiyle iyi ilişkiler kurdu. petrolü nerden sağlamayı düşünüyorsunuz? babanızın osuruklarıyla mı? bir milyonuncu kez tekrar edeyim; devlet yönetimi menfaat üzerine kuruludur ve sinsidir.
neyse siz bu işleri bırakın da apo'ya küfür falan edin. ne de olsa iyi ekmek var bu işte. salla küfürleri gir beğenilenlere. şahane bir siyaset örneği aq.
bu geri zekalı piçler insanı hayattan soğuturlar yemin ederim. neyse ki sikleyen yok bunları. kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.