"Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri sadece tek bir parti mensubu oldukları halde, Hitler döneminin Alman Rayhtagı gibi, ya da Doğu Berlindeki Volkshammer gibi, politik nüfuzu sıfır olan bir evet efendimciler topluluğu hiç değildi. TBMM, pek çok değişik, evet hatta birbirine zıt akım ve menfaatlerin çarpıştığı, tek bir parti çerçevesi içinde enine boyuna tartışıldıktan sonra bunlar arasında bir denge ve uzlaşma sağlanan bir arenaydı. Bu niteliğiyle tek parti sistemi, Türkiyedeki işleyiş tarzıyla hiçbir şekilde peşinde maiyeti olan bir Führer devletine benzemiyordu. Bu sistem, devletim üst kademelerinden emir verilmeyen, yön verilen bir tür parlamenter demokrasi niteliğindeydi" demiş hukuk profesörü.