toplum denilen cogunlugu şebeklerden olusan olan gruha bünyenin deneyimler sonucu bünyenin isyan etmesidir yabancilasma.
kişi toplumsal hayatta oynadiği rolde artik oynamakta bezmeye baslar.
al pacino'nun oynadiği çaylak filminde söyle bir anektodu yazmak gerekmektedir.
'günün birinde ufak bir kasaba rahibi sehrine ziyarete gelen piskoposa bir itirafta bulunur.
- saygi deger efendimiz ben tanriya inanmiyorum.
- inanmana gerek yok inaniyormuş gibi yap'
filmi izleyenler bilir al pacino inaniyormuş gibi yapmaktan artik biktiğini beyan eder.
evet yabancilasma inaniyormuş gibi yapmanin biktirmasi ve ne yapiyorum ben demekle mefta olur.
kişi bu sürecte insanlardan, hayattan, yaşadığı çağdan velhasıl kelam hemen hemen herşeyden nefret eder daha doğrusu herseye 'sen de artık herkez gibisin' der.
fakat bununda da bir bedeli vardır, herşeyin bedeli olduğu gibi.
kişi uykusuzluk ceker, her gecen günü daha da gamli, içinden konusmak bile gelmez. disari cikipta ya söyle bir tur atayim bile demez.
unutmak ve yanilsamak hep bir nedenler yaratmaya calisir, gün gelir nedenler biter.
bu seferde kendini tüketircesine aşiri alişkanliklar edinir. kimisi kadehlere vurar, kimisi maceraya koşar kimisi ise kendini delirtmeye calisir.
en hazini ise kişinin kendisini tüketebilmesi için bir neden bulamamasidir.
kimisi ise bu tüketmeyi gizlemek için işi laga lugaya vurur, kimisi ise sessizliğe vurur.
günler gecer, geceler olur, sabahlar aydinlanir, geceler kararir, yaz sicagi kavurur, bahar yagmurlari islatir, kiş sogugu dondurur son bahar hüzünlendirir ve nihayet bu hissiyat musalla tasinda biter.