ne yazık ki yurdum vatandaşıdır. gün içinde karşı karşıya gelen iki kişinin asla birbirine gülümsediğini görmedim. bir eshot şöförünün dediği gibi, sabah başlayan mesaimden itibaren, ilk aldığım yolcu da, son aldığım yolcu da sessizce kentkartını basar ve kendine yer aramaya başlar. bir kişi bile gülümsemez, bir kişi bile günaydın demez. yalnızca ritüel haline getirdikleri işlemleri hallederler ve köşelerine geçerler. kimi kulaklıktan müzik dinler, kimi telefonundan internete girerek zaman geçirme derdine girer. hepsi bu. durakta bir tane gülümseyen insan bulamazsınız, birbirlerinin yüzüne bakmazlar ve çok fazla negatif enerji yayarlar. bu yüzdendir ki her an, her bireyin hayatında yoğun bir stres vardır. trafikte de insanların birbirine bu denli tahammülsüz olmasının nedeni budur. daha sonra iş hayatına yansıyan bu somurtkanlık, akşam olunca da ev hayatında vücut bulur. o yüzdendir ki kimse ne sıcakkanlı olduğunu iddia etsin, ne misafirperver olduğunu.
30 gündür türkiye'de olan bir tayvanlı ile tanışma şansı elde ettim. insanların hatunlara karşı müthiş tavizkar olduğunu dile getirdi. trabzon'da gezi yapan bir japon oğlanla tanıştığını ve ona " sana da yardımcı olmak isteyen çok insan oluyor mu, arabalarına almak ve gideceğin yere götürmek gibi " diye sormuş çocuk net şekilde " bu güne kadar kimse yardımcı olmak istemedi ve hiç hiç hiç bu tür tekliflerle gelmediler "
yarın, haftanın ilk iş günü sokağa çıkın ve çevrenizi bir kez daha gözleyin. eğer bir tane bile sizi görünce gülen insan görüyorsanız şanslısınız. eğer deneyiminiz benimki gibi hep somurtkanlık üzerine kuruluysa üzgünüm, gerçekler ülkesine hoşgeldiniz.