gabor vona

entry43 galeri
    29.
  1. --spoiler--
    ”Macaristan’ın 3.büyük partisi olan Jobbik’in genel başkanı bir dizi konferans vermek için Türkiye‘de”

    Jobbik’in lideri Vona Gabor’un ilk konferansı Marmara Üniversitesindeydi.Daha önceden de takipçisi olduğumuz Vona Gabor’un ayağımıza kadar gelmesi elbette haber niteliği taşıyor.Ben de bu fırsatı kaçırmayarak konferansta aldığım notlar ile bunu gerçekleştirdim.Genç liderin önemli satırbaşları oldukça fazlaydı,dinleyicilerin çokluğu onu oldukça şaşırtmıştı.


    Gabor, konuşmasına “ Selam olsun size kardeşlerim” diyerek başladı ve ilk önce salondakilerin kendisini şaşırtan karşılamasına sevgi gösterisine teşekkür etti. Çoğunluğu öğrenci olan salonda, Macaristan’dan gelmiş bir liderin bu şekilde karşılanması, gençliğimizin neye ihtiyacı olduğunu da gösteriyordu.



    Vona Gabor, Gülbaba’dan selamlar ilettikten sonra kendini tanıtmaya başladı. 35 yaşında, tarihçi ve bir köylü çocuğu… Burada benim için en önemli nokta 35 yaşında olmasıydı. Bizdeki parti liderliğini mezara kadar taşıyanları düşününce, genç bir lidere olan yakınlık duygusu anlaşılır ve kabul edilebilir bir durum olarak geliyor. Önemli olan bir diğer nokta ise , Jobbik’in yıllar önce bir gençlik hareketi olarak kurulmuş olmasıydı. Bizler için umut verici bir örnek…



    Jobbik’in dikkatleri üzerine çekmesini sağlayan ilk etken ise Vona Gabor’un bir mitingde söylediği şu sözler olmuş :



    “ Macaristan, yıllardır Batı’ya yönelmiştir ama asıl yönelmesi gereken yer doğudur. Nedeni ise çok basit; kardeşlerimiz oradadır. Bizim ittifak kurmamız gereken ülke Türkiye’dir.”



    Bu sözleri Macaristan’da ve Avrupa’da tepkilere neden olmuşsa da anlayanlar ve hak verenler de olmuştu. Gabor’un söylediğine göre bunlardan biri de Türk bir gazeteci idi ve Gabor daha sonra e-postasını kontrol ettiğinde destek mesajları ile karşılaşmıştı.



    Jobbik, sahip olduğu düşünce sistemi nedeniyle günümüzde Macaristan’da gayet olumlu karşılanıyor. Ancak Batı Avrupa ve ABD için aynı şey söylenemez. Buralardan gelen tepkiler ise sürekli artıyor ve bunlara bir de Yahudi basını ekleniyor. Yayınlanan bir makalesi ise Avrupa basınında geniş yer bulmuştu. O makaledeki bazı söylemler önemlidir ve Gabor’un üzerine tepkileri çekmesine neden olmuştur. işte o söylemlerden bazıları ;



    - islamiyet, medeniyetin son kalesidir.

    - Onlar, bizim kardeşlerimiz, Müslüman da olsalar Tanrı’mız birdir.

    - Avrupa, bizi eleştirmek yerine kendi durumuna bakmalıdır.

    - Ben Macar’ım ve Hristiyan’ım ama her zaman Türklerin ve ayrıca mazlum Müslüman halkların da yanında olacağım.



    Konferanstan önce merak ettiğim bir konu var ve şans bulursam bunu kendisine sormak istiyordum. O, ben sormadan önce cevapladı. Merak ettiğim şey, Vona Gabor’un Türkiye’ye neden geldiğiydi. Yani bir salon Turancı gence karşı konuşmak için mi gelmişti ? Konferans başlığı ise Macar-Türk ilişkileriydi… Sayın Gabor, Türk-Macar ilişkilerinin çok dinamik olduğunu belirtti öncelikle ve ekledi ;



    “ Ben buraya diplomasi için gelmedim. Diplomatik,ekonomik,siyasal ilişkiler zaten bir şekilde yürüyor. Bunlarla ilgilenenler var. Benim gelme amacım, ortak davamızı konuşmaktır.”



    Türk gençliğini arkasına almak istiyor gibiydi Gabor. Daha sonraları konuşmasının iki yerinde daha aynı izlenimi verdi. “Sekelistan için bir harekete giriştiğimizde sizlerden de destek göreceğimize inanıyorum.” demesi bunun ilk, “daha önce kimseyle paylaşmadığım” dediği plan ise ikinci örneğiydi.



    Peki Gabor’un bahsettiği ortak davamız neydi ? Açıklamasına şu şekilde başladı :

    “ Yaşadığımız dünya tek kutuplu bir dünyadır ve bu dünya tamamen küreselleşmeye kurban olma yolundadır. Küreselleştiren Batı Avrupa ve ABD ise kendilerine yeni bir dünya düzeni kurmanın peşindedir. Bana göre ise dünya farklı kutuplara sahip olmalıdır ve her millet kendi geleneklerini yaşatmalı, özgürce yaşamalıdır. Zamanında büyük katliamlar yapmış olan ABD ve Avrupa devletleri, şimdi bize nasıl yaşamamız gerektiğini söylüyor. işte ben, buna karşıyım.”





    Macaristan ve AB

    “Sovyetler Birliği ve komunizmin çöküşünden sonra Macaristan’da Batı’ya yöneliş başladı ve sonuç olarak AB’ye üye olduk. Halkın AB’den beklentisi yüksekti. Yeni iş imkanları, daha iyi bir ekonomik durum, daha iyi eğitim, kısacası daha iyi bir hayat umuyorduk. Aradan 10 yıl geçti ve Macaristan’da büyük bir hayalkırıklığı hakim durumda. Fabrikalarımız satın alındı ya da kapatıldı, milli sermayemiz yok edildi. Ulusal borç 4’e katlandı. En acı olanı ise, 10 milyon nüfuslu ülkemizdeki gençlerin neredeyse yarısı iş umuduyla göç etti.

    Şimdi söylüyoruz ki , AB’ye ihtiyacımız yoktu, AB’nin bize ihtiyacı vardı. Arazilerimiz, ucuz iş gücümüz ve kendi ürünlerine Pazar oluşturmak için geldiler.

    Bunun üzerine halkın umutsuzluğu arttı, ne yapmalıyız diye sormaya başladık.

    Parlamentoda 70 yıldır ‘Biz Attila’nın torunlarıyız, müttefiklerimiz Avrupa’da değil Asya’dadır.’ diyen olmamıştı. Ben bunu söyledim. insanlar da Macaristan’ın kurtuluş yolu olarak bu yolu benimsedi. Biz,kendimizi Türk devletlerinin Avrupa’daki kalesi olarak görüyoruz.”



    Gabor’dan alıntıladığım bu paragrafta, AB’nin gerçek yüzünü bir örnekle daha görmüş olduk. Durumun bizim için içler acısı olan tarafı ise, Macaristan’ın AB üyeliği sonrası başına gelenler, bizim başımıza daha üye olmadığımız halde gelmiş olmasıdır.



    Gabor’un, Türkiye’nin AB Üyeliğine Bakışı

    Türkiye’nin AB’ye üye olmasına tabi ki karşı çıkıyor kendileri. Bunu da esprili olarak şu şekilde belirtti ;



    “Bence hiçbir şey çıkmayacak bu süreçten ve nedeni çok açıktır. Bunun nedeni asla din değildir. Gerçek neden Türkiye’nin AB için fazla güçlü olmasıdır. Bu yüzden istemiyorlar. Türkiye asla sömürge olmayacak. AB ise sömürgecidir. Aslında bir bakıma, Türkiye AB’ye girerse Macaristan için iyi olur çünkü bu AB’yi çökertir. Türkiye girmezse bile biz bu birlikten çıkıp gerçek birliğimizi kuracağız.”



    Bu sözlerinde Gabor, Türkiye için büyük bir güç diye bahsederken şüphesiz ki AKP kafasındakilerin her yerde bağırdığı gibi “süper güç” olmayı kastetmiyor. Onun bahsetiği güç, gençliğimizin gücüdür.



    “Tek Tanrı’ın Kullarıyız, Attila’nın Torunlarıyız”

    Gabor, davasını anlatmayı sürdürdü. Türk – Macar birliğinin dünyaya etkisini şu sözlerle anlattı. Yorumumu katmaya gerek duymadan paylaşıyorum :



    “Tabi ki Türkiye’nin kendi görevleri vardır. Ancak Macaristanla da ortak bir davası vardır.

    Biz, dünyaya kardeşliğimizi göstererek örnek olmalıyız. Dünya zulüm ve yalan ile kaynamakta. Bazılarına göre, cepheler dinler ve medeniyetler arasındaki farklılıklardan dolayı oluşuyor. Bence bu gerçek neden değil. Gerçek neden, adil bir düzen isteyenlerle , diğerleri arasındaki farklılıktır. iki şanlı millet olarak biz bunu gösterebiliriz.

    Ortak tarihimizde, hem ittifak hem de savaşlar yaşadık. Şimdi yeniden kucaklaşmalıyız. Ayrı geleneklere sahip olsak da Tanrı’mız tektir. Tek Tanrı’nın kullarıyız ve Attila’nın torunlarıyız. Bu ittifak adil bir dünya isteyenlere de umut verecektir.”



    Kaçıncı kez olduğunu sayamadığım büyük bir alkışla sözü kesilen Gabor, Türkçe başladığı konuşmasını Türkçe olarak ;



    “Yaşasın Türk-Macar Kardeşliği!” sözleriyle sonlandırdı ve dinleyicilerin sorularını cevaplamaya başladı.



    Konuşma boyunca 5 sayfa not tutup sorularımı biriktirmiştim ama soru sormak isteyenlerin çokluğundan öte, Gabor’u partisine oraya buraya çağıranların ve soru sormayıp hikaye anlatanların çaldığı zaman, birçok arkadaşım gibi benim de soru sormamı engelledi. Kendisine sorulanlardan biri, tarihçi olmasının Turancı olması üzerinde etkisi olup olmadığıydı. Cevabı şöyle oldu :



    “ Benim için yolumu seçmek çok kolaydı. Tabi ki tarihçi oluşum da bu yolda inancımı güçlendirdi. Uzun zaman birçok alanda araştırmalar takip ettim,kitaplar okudum.

    Bence şu anda büyük kitlelerin bu yolda olması tesadüf değil. ilahi bir yönlendirme vardır.

    ilginç olan ise, dünyada ve Macaristan’da Jobbik ve bana ne kadar çok saldırı olursa, insanların bana ve partime olan sevgisi artıyor.”



    Ülkesindeki durumla ilgili biraz daha konuştuktan sonra “hiçkimseye anlatmadığım plan” diyor Sayın Gabor. Bunu da , tüm dünyada Turancı gençlerin ortak olarak katılacağı bir konferans düzenlemek olarak açıklıyor. Ayrıca facebook gibi sanal ortamlarda gruplar kurup takipte olmayı düşündüğünü ekledi.



    Soruyla ilgili olarak son sözü ise etkileyici idi.

    “ Bu yolu ben seçmedim, Tanrı beni bu yol için seçti.”



    Gelen bir diğer soru ise, bir tür yakınmaydı aslında diyelim. Ülkemizde sizin gibi bir lidere sahip değiliz, dedi konuşan arkadaşımız ve andımızın kaldırılmasını,milli değerlerimizin yok edilişini anlattı. Gabor ise mütevazice yanıtladı.



    “Ben kendimi mucizevi biri olarak görmüyorum. Ben köyden geldim,kendimi yetiştirdim. Her milletin içinde bir potansiyel vardır. Macaristan’da da benzer şekilde liberalizm yükseldi. Milli duygularımızı söylemekten çekinir olduk. Macar’ım diyene Macarcılık yapma dendi. (Burada salonda gülüşmeler yaşandığını da belirteyim.) Ancak , Türk olmak sizin için ayrıcalıksa bunu cesurca söyleyin ve bununla gurur duyun. Macaristan’daki gençlere güvendiğim gibi sizlere de güveniyorum. Sizler de kendinize güvenin.”



    Bu ilham verici sözlerden sonra birkaç zaman çalan soru soruldu ve fotoğraf çekilmek isteyenlerin yarattığı ufak çaplı izdihamla konferans sona erdi.

    Turancılığın Macaristan’daki bu genç liderine bir kez daha saygılarımı sunuyorum ve bizlere umut aşıladığı bu konuşmaları için Türk gençliği adına ona teşekkür ediyorum.
    --spoiler--
    8 ...