--spoiler--
Çocuklarını, yalanlarla eğiten bir ulusun, "sahte zaferinin" yıldönümü bugün...
Bir kez daha zafer törenleri düzenleyecekler.
Bir kez daha bu devleti nasıl zorluklarla kurduklarını anlatacaklar.
Çektikleri acıları anlatırken, çektirdiklerini yine hiç dile getirmeyecekler.
Devletin kuruluş anayasası olan Lozan Antlaşması'nın, Kürdistan'ı nasıl bölüp parçaladığını, Kürt halkını lime lime ettiğini, akrabaların arasına duvarlar ördüğünü, bir anadilin nasıl yasaklandığını hiç anlatmayacaklar.
Onlar bu devleti kurarken, bir tek kimliği esas aldılar.
Türk ve Sunni Müslüman!
Bunun dışındaki tüm etnik ve dinsel kimlikler yok sayıldı.
insanlara "kimliğine sahip çıkma hakkı" yasaklandı.
Devletin kuruluşunu bir "kopuş" veya "devrim" diye anlatırken, Lozan'da Osmanlı'nın tüm borçlarını devraldıklarını gizlediler.
Kuruluş kadrolarının Ermeni soykırımına katılmış olan ittihatçılar olduğunu ve bu soykırımın ardında yatan zihniyeti desteklediklerini gizlediler.
1925'te çıkarttıkları Şark Islahat Planı'nı, tarih kitaplarında hiç okutmadılar.
Bu planla coğrafyayı 5 parçaya ayırdıklarını, her parçaya müfettişler atadıklarını, Kürtlere en küçük bir memuriyet hakkını dahi yasakladıklarını, Kürdistan'da Kürtlüğü unutturmak amacıyla Türk ocakları ve okullar açtıklarını hiç anlatmadılar
Planın 17. maddesinde, "Fırat'ın batısındaki illerin, batı bölümüne yerleştirilecek Kürtlerin dağınık şekilde Kürtçe konuşmaları mutlaka yasaklanacak," hükmünü getirdiklerini hep gizlediler.
1938'de gerçekleştirdikleri Dersim soykırımını ders kitaplarında anlatmadılar.
Hiçbir kitapta devletin kurucularından ismet inönü'nün, "Türk milleti bu ülkede etnik ya da ırki birtakım haklar isteyebilir. Başka hiçbir kişinin buna hakkı yoktur" sözlerine yer vermediler.
Yine ders kitaplarında, ihsan Sabri Çağlayangil'in, "Ordu zehirli gaz kullandı, mağaraların kapısının içinden... Bunları fare gibi zehirledi. Ve 7'den 70'e Dersim Kürtlerini kestiler. Kanlı bir hareket oldu. Dersim davası da bitti" sözlerini çocuklara anlatmadılar.
Cumhuriyet, belki de en büyük haksızlıklarından birini kadınlara yaptı.
Onlara kendisini bir kurtarıcı gibi gösterirken, Mustafa Kemal ve arkadaşları sadece "kendi istedikleri kadını" yaratmaya çalıştılar.
Kadınların "öz örgütlerine" yaşam şansı vermediler.
Nezihe Muhittin öncülüğünde kurulan Kadınlar Halk Fırkası'nı kapattılar.
Bu parti kapatıldığında Cumhuriyet gazetesi şöyle yazıyordu; "Türkiye hayatında çok mühim meseleler mevcutken, hanımlarımızın mebusluk propagandası ve reklamı yapması ciddiyetsizdir."
Kadınların, siyasete katılımını engelleyen bu erkek egemen bakış açısını hep gizlediler.
işte bugün, varlığı kutlanan böyle bir cumhuriyettir.
Ben böyle bir cumhuriyette, "kutlu olsun" demiyorum.