hayat

entry2351 galeri video7 ses1
    191.
  1. hayat en büyük sürprizdir, şaşırtmacadır, gizemdir, allak bullak edendir, insanı içinde barındırandır.

    gerçek hayatın kim farkında acaba? günler bu kadar kolay geçerken hangi zamanın değerini biliyoruz? ne olmasını beklemek gerekir ki? illa en kötüsünü yaşamak mı? niçin hep 'bana olmaz, benim başıma gelmez' deriz? içimiz acımadan öğrenemiyeciğimiz için mi acaba?

    biz insanlar herşeye hayıflanır, allah kahretsin der, isyan eder, ne şansızım diyerek soluk alan yaratıklarız. neymiş aşk acısı çekiyormuşsun, o seni aldatmış, paran bitmiş, iş kötüymüş, canın sıkılmış.. uzar da gider bu..

    ee; ama iş böyle gitmez tabi. gün gelir alırlar ifadeni. beynini boşaltıp, akıl sağlığınla oynayıp seni kendine getirirler. niye mi? elindekilerin kıymetini bil, şımarma diye..

    nasıl mı?

    işte şöyle..

    aptal düşüncelerinden sıyrılmayı denemek yerine; sabahın üçüne kadar oturursun, içini kemirirsin. ne insanlara kendini ifade edersin, ne yemek yersin, beynin yokmuş gibi, tam bir idiot gibi ortalıkta dolaşırsın. asalaklıktan yorgun düşen bedenin bunun sonucunda sabaha karşı uykuya dalar. ama gram huzur yok bu uykuda. hep rahatsızsındır.

    ve sonra..

    tek başına uyuduğun odanın kapısı açılır. içinden 'uff yine ne var' dersin. hoplayarak irkilir, kapıya doğru bakarsın. ve hayatında o ana kadar görmediğin bir adamın suratını görürsün. 'aklımı mı kaçırıyorum acaba' dersin. ama adam sana bir adım daha yaklaştıkça anlarsın. bu karabasan değil; gerçeğin ta kendisi. bağıramazsın. hani filmlerde olur ya; sesin çıkmaz, işte öyle.. sadece titrersin, hıçkırarak ağlarsın, aceleyle yatakta dağılmış üstünü başını kapatmaya çalışırsın, yatağının arkasındaki duvarı sırtınla ezmeye çalışarak kurtulmaya çalışırsın. ve tek cılız bir ses dökülür dudaklarından:

    -sen kimsin??

    ama hıçkırarak çıkar bu ses; sen bile inanamazsın derinliğine. adam sana bakar birkaç saniye, sonra eliyle iki kere sus işareti yapar ve kapıyı kapatır ardından. tek bir ses beklersin odandan fırlamak için. ve o hayat kurtarıcı ses gelir; ev kapısı kapanır. ama sesin hala çıkmıyor. duyaramıyorsun sesini karşı odaya. en sonunda -her nasıl bir kuvvetse- gelir sana; ayağa kalkarsın, ev kapısına yönelirsin, açarsın ve konuşursun:

    - ne yapıyorsunuz siz?

    anlamsızca bir davranış; lakin bunu algılaman zor. hala titriyorsun ve hala hıçkırıyorsun. hayatında biran bile yaşamamışsın böyle birşey. vücüdun bir garip hallerde. ev arkadaşının odasına gidip 'kalk' diyorsun. 'hırsız var' diyorsun. sonra diğer odadaki arkadaşına... ikisi de karşına geçip şaşkın şaşkın bakıyorlar. 'kafayı kırdı' diyorlar. ama konuşamıyorsun ki. lanet olası hıçkırık ve titreme vücudunda. dilin dönmüyor. yok böyle birşey, dilin dönemiyor. en sonunda 'gördüm' diyorsun. ama çok geç anlıyorlar seni. taa ki cüzdanlar, eşyalar kontrol edilene kadar...

    aramandan 4 saat sonra polis geliyor. tam 4 saat sonra.. ve laga luga faslı. kimsenin bir boka yaradığı yok. sen o sahneyle beyninde savaş veriyorsun adeta..

    uzun bir anlatım oldu; farkındayım. ama çıkarılacak o kadar çok şey var ki..

    en başta ne kadar şanslı olduğumuz.

    yada olduğum mu demeliyim? o adam tenime değmedi, saldırmadı bana. aklımda saatlerdir yüzen düşünce bu. ben hayattayım, ben nefes alıyorum. ben hiç birşeyden korkmuyorum artık. canımda çok yanmıyor. çünkü ben 'hayat nedir' i algıladım dün gece. o korku sonucu bilebildim yaşamı.

    ve ben yaşıyorum. aklım bende; gitmedi dün gece o adamla.

    siz de hayatı bilin.. hayat kendini feci bir biçimde öğretmeden..
    1 ...