Hakan Fidanla MiTte başlayan yeni süreç, çok açık ki milli değerlimizle barışık uluslararası konumumuzu, gücümüzü ve açık/gizli düşmanlarımızı iyi tanımlayan bir ekibin yöneteceği nitelikli ve zorlu bir süreçtir. Bu ekibin öncelikli olarak içerisine sızmış, özellikle dış istihbarat kurumlarının ve askeri cunta destekçilerinin kontrolünden kurtulup darbe süreçlerini, Ergenekon izlerini bünyesinden temizlemek, demokratikleşme çabalarına katkı sağlamak ve adı milli olan bu teşkilatı gerçekten millileştirme gibi zor bir görevi var. Dolayısıyla Hakan Fidanın bu perspektifi iyi okuduğu ve değişen dünya dengelerine getirdiği farklı ve gerçekçi bakış açısının, birilerini rahatsız etmesi son derece olağandır. MiTin başına geldiği günden beri çeşitli komplolarla bu görevden el çektirilmeye çalışılması, israilin Fidan çekincesi gibi manşetler atılması, Fidanın istihbarat teşkilatını vizyon ve yönetim biçimiyle farklılaştırıp dünya çapında kabul gören, saygın bir kurum haline getirilme hedefine engel olmak olarak da okunabilir.
Lâkin her şey kâğıt üstünde yazıldığı kadar kolay işlememektedir. Artık bu ülkede Ergenekon damarı tıkanmıştır. dediğimiz noktada birilerinin geçmişte başarılı olduğu ve günümüzde de gerçekleştirmek istediği kirli planları gerek medya gerek kara propaganda yöntemiyle masum gösterilmeye çalışılmaktadır. Zihnimizi asıl fotoğraftan uzaklaştırıp ülkenin özgüven kazanmasını, kurumlar arası iletişim ve işbirliğini engelleyen; sivilleşmenin önünü tıkayan bu süreç ne zaman sona erer, şimdilik bilemiyorum. Ama bu zihin kontrol mekanizmasının Türkiyenin temiz toplum olma ve şeffaflaşma çabalarıyla tasfiye ettiği derin yapıları halk nezdinde suçsuz göstermeye çaba harcadığı gazeteci, subay, akademisyen, işadamı gibi sıfatlarını ön plana çıkartıp haksızlık yapıldığını empoze etmeye çalıştığı aşikârdır.