pencerenin önüne yaralı bir kuş konmuştur, uçamaz. alırsın onu, tedavi edersin, öpersin, koklarsın, okşarsın. sohbet bile edersin. onu avuçlarına aldığında kalp atışlarını hissedersin. her zaman ürkektir, narindir. alışırsın, onsuz yapamazsın ama bilirsin dışarıda ona ait özgür bir dünya var, kendine ait bir hayat var. zamanı gelmiştir, son kez avuçlarına alır öpersin, kalp atışlarını hissedersin ve onu, ona ait olan gökyüzüne bırakıverirsin. işte o an, kalbin sızladığı andır.