bol spoiler olacak, giriyi okuyacakları baştan uyarayım. bize kadınların erkeklerden daha romantik ve her konuda daha fedakar olduğu o kadar aşılandı ki, bu özelliklerin olmadığı kadınları bir türlü sindiremez olduk. cindy de o sindiremediğimiz kadınlardan. oysa dean gibi güçlü bir karakter. içine boşalan adamı umursamayıp dean ile olmayı tercih etti, kocasıyla olan ilişkisindeki tüm monotonlukları akışında yaşamayı göze aldı. işine gitti evine geldi, babasını ziyaret etti, evi topladı, ne kadar hayır dese de sevgili kocasının küçük kaçamaklarına eşlik etmeye çalıştı. bu daha zor bir yaşantı hali. cindy karakterini sevdirmeye çalışmıyorum. bana kalırsa gelecek odasında dean ile sevişerek duygularını tazelemesi gerekiyordu. oysa sen naptın cindy!
cindy: hiç hayal kırıklığına uğramıyor musun?
dean: hayır, neden hayal kırıklığına uğrayayım ki?
cindy: ya o tüm potansiyelin ne olacak?
dean: neden potansiyelimden para kazanayım?
hiç cevabı olmayan onlarca soruyla geçmiş bir seks oteli diyaloğu. kadın size bir anda, hadi en iyi yaptığın şeyi yap diyor ve adam size dönüp benim geleceğe dair kocalık ve babalık gibi bir hayalim yoktu. ama şimdi bunu yapmak istiyorum diyor. hani hüsranlı bir ilişki sonunda izleseydim, yüksek ihtimalle dean sen nasıl delikanlı bir adamsın diyip ağlayabilirdim, ama şimdi sadece gülümsetiyor.
kadınların izleyerek aşık olacağı bir dean karakteri var, ryan gosling oyunculuğu ile dramı size fazlasıyla yaşatıyor. hele ilk dakikalarda kadınlara yaptığı gönderme paha biçilemez.
- bence erkekler kadınlardan çok daha romantik. biz evlendiğimizde sadece bir kadına bağlı oluyoruz, kayıtsız şartsız. biriyle tanışıyoruz, "eğer onunla evlenmezsem, aptalın tekiyim, o harika biri " diyoruz.
ama kadınlar ihtimaller arasından en iyisini seçiyorlar. evlenirlerken daima acaba iyi işi var mı diye bakıyorlar. hayatları boyunca durmadan beyaz atlı prenslerini arıyorlar. sonra da gidip iyi işi olan biriyle evleniyorlar.
ukulele çalarken heyecanlandım dean, bunu bilmelisin. haddime değil de, iyi film be dostlar!