cumhuriyet mitingleri

entry138 galeri
    78.
  1. dünya üzerinde, eylem yapıp darbe isteyen, "tepemizde asker postalları görmek istiyoruz" diyen, bu kadar unutkan ve bu kadar şuursuz tek bir halk var sanıyorum. '80 darbesinin yetiştirdiği düşünme yetisi alınmış, yerine bolca korku konulmuş insan tipi tir tir titremeye devam ediyor. bense bağıra çağıra sormak istiyorum; ne oldu ey ahali? nedir bu telaş?

    Şaka değil, meydana çıktıklarında "ordu göreve!" yazılı pankartlar taşıdılar. "bir darbe bu işi çözer" dediler. "biz halkız ve askerin bu duruma el koymasını istiyoruz" dediler. "yüce türk ordusu" dediler. cumhuriyet'lerine sahip çıktılar. sonra utanmadılar, nazım hikmet'in "güzel günler göreceğiz çocukları"nı söylediler, hep bir ağızdan. nazım hikmet kimdir? gerçekten bilen var mıydı aralarında? gerçekten bilip de, yine de o şarkıyı bağıra çağıra söyleyen var mıydı?

    "hani şimdi bizim soframıza
    haftada bir et gelir
    ve
    çocuklarımız işten eve
    sapsarı iskelet gelir... "
    bunun anlamını anlayan herhangi biri var mıydı o kalabalığın içinde?

    yoktu elbet, olamazdı. gaza getirilmiş insanlar sürüsünden zaten böylesi bir "anlamlılık" beklenemezdi. sert konuşuyorum, çünkü artık biraz, sert konuşmak lazım! Çünkü artık bazı şeyler, çok komik görünüyor... Çünkü artık deniz gezmiş'in bile kemalist olduğunu ileri süren bir nesil var (kafamı hangi duvarlara vurayım hiç bilmiyorum), çünkü artık nazım hikmet şiirlerini nazım hikmet'i hapse atan, sürgüne gönderen bu militarizmi koruma mitinglerinde okuyan bir nesil var. darbede olanların üstünkörü de olsa anlatıldığı filmlere gidip salya sümük ağlayanlar, bugün o yaşananları gerçekten film sanıyorlar galiba. giderek yaşanmaz oluyor buralar, artık biraz sert konuşmak lazım.

    o mitinglerde elbette "darbe de istemiyoruz, akp de" diye konuşanlar da oldu. ancak sorarım kendilerine; o mitingin düzenleyicileri çıkıp "genelkurmayın arkasındayız" diye açıklama yaptılar; oradaki pankartlar açık seçik, tsk'nın görmek istediği pankartlardı, tsk'nın pankartlarıydı. o mitingi düzenleyenlerin listesine hiç mi bakmadınız, hiç mi bilmiyorsunuz kimin kim olduğunu? bu kadar mı bilinç yoksunusunuz gerçekten? '80 sonrası çoğalan islamcılıktan korkanlar, o islamcılığın nasıl bu kadar çoğaldığından haberdar değiller mi hiç?

    uzun uzun konuşmaya hiç lüzum yok. bu demokrasiyi savunan, demokrasi için çırpınanlar, güya halktan yana olanlar, 1 mayıs'ta da sadece yolların açık olmayışından şikayetçi olmadılar mı? 1977 1 mayıs'ında katledilen 36 kişiyi anmak için, ne olursa olsun, taksim'e yürüyen, taksim'e yürürken dayak yiyen, gözaltına alınan; kendi ülkesinde ölülerine çiçek bırakmaya çalışan binlerce neredeyse "terörist" damgası yiyen insana "provokatör" demediler mi? ve de yarın demeyecekler mi? bize ölülerimizi anma hakkı dahi verilmiyorsa, bu "cumhuriyet" bizim olabilir mi?

    çağdaş yaşamı destekleme derneği (hangi "çağdaş yaşam"ı desteklediği açıktır ki) burs verdiği öğrencilerin o büyük cumhuriyet mitinglerinde yoklamasını alıyor. kimbilir daha neler... haftalarca hepimizin e-postalarına "tehlikenin farkında olmamızı" işaret eden postalar yağıyor. türk bayraklarının hangi binaya ne ölçüde asıldığını bile tehlikenin farkında olalım diye gözümüze sokuyorlar. oysa ben, tehlikenin farkındayım. rant kavgası yapanların herkesi herkese kırdırabileceğini biliyorum. üstelik bunu, istediğinde yumruğunu vuramayacak, ama buna rağmen bazı şeylerden ödü patlayan kuklalarına aşırı dozda "şeriat korkusu" aşılayarak yapabileceğini de biliyorum. ve bu gariban kuklaların "şeriat gelecek, öcüü" yemini afiyetle yiyeceklerini de biliyorum. ama bu yine de onları aklamıyor. artık biraz sert konuşmak gerekiyor. polisin götürdüğü herkesi "terörist", namaz kılan herkesi "şeriatçı" sanan zihniyet çürümezse, hepimiz yavaş yavaş çürüyeceğiz.

    "cumhuriyetine sahip çık" mitinglerinden birinde, bayrak satıcıları birbirlerine girdiler. bıraksalar öldüresiye dövüşeceklerdi. ekmek parasını kazanan insanları bu denli canavarlaştıran, bu denli gözlerini döndüren bu yer kapmaca düzeni, bu yok'luk düzeni, bu her şeyden ama her şeyden para kazandıran (ama kimisine kazandıran) düzen... işte asıl tehlike bu. farkında mısınız?

    "vatan, millet, adapazarı, beypazarı, bit pazarı"
    bu yüzden ölü çocuklarız
    dönmedi güneşiniz hiç yazgımıza
    ağaçsız mezarlarız." * *
    [ ha bir de, bir de mussolini'nin roma yürüyüşü vardır, bildiniz mi? ]
    4 ...